
Büyük teknoloji şirketleri, yapay zekâ veri merkezlerinin hızla artan elektrik ihtiyacını karşılamak için yeni nesil nükleer teknolojilere finansal güçlerini arkasına alarak sektörün finansman yapısını yeniden şekillendiriyor. Yapılan anlaşmalar, nükleer enerji şirketlerine hem finansman hem de gelir elde etmek için daha net bir yol sunuyor.
ABD’de birçok şirket, geleneksel nükleer santrallerden daha küçük, daha gelişmiş ve ölçeklenebilir yeni modüler reaktörler geliştiriyor. Ancak projeler finansman kısıtları ve ilk kez uygulanan teknolojilerin getirdiği riskler gibi zorluklarla karşılaştığı için henüz hiçbir proje ticari elektrik üretimine başlamış değil.
Buna rağmen yapay zekâ kaynaklı hızla büyüyen veri merkezi talebi, bu tesisleri besleyecek yeterli enerjiyi güvence altına alma yarışını hızlandırırken sektöre yeni bir ivme kazandırıyor.
Ocak ayında Meta, toplamda 690 megavata kadar elektrik sağlayabilecek iki Terrapower ünitesinin geliştirilmesini finanse etmeye yardımcı olmayı kabul etti. Şirket ayrıca Oklo ile Ohio’da 1,2 gigavat kapasiteli bir nükleer teknoloji kampüsü geliştirmek için de anlaşma imzaladı.
Amazon ise X-energy ile birlikte ABD’de 2039 yılına kadar 5 gigavattan fazla küçük modüler reaktörü devreye almak için çalışıyor. Alphabet’in Google şirketi de Kairos Power ile anlaşma imzalayarak ilk küçük modüler reaktörünü 2030 yılına kadar faaliyete geçirmeyi hedefliyor.
Fitch Solutions’ın birimi olan BMI’da kıdemli analist olarak görev yapan Shioly Dong’a göre bu anlaşmalar, teknoloji devlerinin güçlü kurumsal bilançolarını tarihsel olarak yoğun şekilde düzenlenen kamu hizmeti tarifelerine dayanan bir sektöre taşıyor.
Dong, “Bu anlaşmalar, ticari bankaların inşaat finansmanı sağlaması için gerekli olan gelir güvencesini yaratıyor” dedi.
Yatırımcılar İlgili Ama Temkinli
ABD Enerji Bilgi İdaresi’ne göre elektrik tüketiminin bu yıl yüzde 1, gelecek yıl ise yüzde 3 artması bekleniyor. Bu artışın büyük ölçüde veri merkezlerinden kaynaklanacağı tahmin ediliyor.
Bu ortamda küçük modüler reaktörler, modüler yapıları ve daha kısa inşaat süreleri sayesinde başlangıç sermayesi riskini azalttıkları için finansmanı daha mümkün nükleer alternatifler olarak öne çıkıyor.
Gabelli Funds bünyesindeki Gabelli Utilities Fund portföy yöneticisi Tim Winter, NuScale ve Oklo gibi şirketleri yakından takip ettiğini belirtti.
Winter, “Sektörün maliyet aşımı ve gecikme risklerini üstlenecek birilerine ihtiyacı var. Hiperscale teknoloji şirketlerinin bu riski ne ölçüde üstlenmeye hazır olduğu, bu anlaşmaların sektöre ne kadar büyük bir ivme kazandıracağını belirleyecek” dedi.
Oklo sözcüsü Bonita Chester ise yapay zekâ talebinin müşterileri proje geliştirmeyi destekleyebilecek uzun vadeli anlaşmalar yapmaya yönelttiğini söyledi. Şirketin Meta ile yaptığı anlaşma, örneğin, nükleer yakıtın güvence altına alınması ve Ohio projesinin ilk aşamasının ilerletilmesi için finansman içeriyor.
Uzun vadeli elektrik alıcılarının ortaya çıkma ihtimali, tarihsel olarak devlet destekleri ve risk sermayesine bağımlı olan sektöre bazı kurumsal yatırımcıların da ilgisini çekmeye başladı.
Rhodium Group’ta enerji ve iklim uygulamalarından sorumlu yardımcı direktör Tess Carter, “Bankaların bu alanda anlaşmalar yapma konusunda heyecanlandığını ve ilgilenmeye başladığını duyuyoruz. Bu büyük bir gelişme olurdu ancak henüz bunu görmüş değiliz” dedi.
Bununla birlikte analistler ve uzmanlar tarafından “gelişmiş nükleer” olarak tanımlanan sektör hâlâ birçok engelle karşı karşıya. Yüksek inşaat maliyetleri ve teknoloji riskleri nedeniyle kurumsal yatırımcılar ilgi gösterse de henüz büyük ölçekte sektöre girmiş değiller.
Nuclear Scaling Initiative tarafından yayımlanan yakın tarihli bir rapora göre, elektrikçiler ve boru tesisatçıları gibi nitelikli iş gücü için veri merkezleri dahil diğer sektörlerle rekabet edilmesi ve giderek büyüyen bir yetenek açığı, sektör ölçek büyütmeye çalışırken önemli bir darboğaz haline gelebilir.
Oklo’dan Chester ise “Ticarileşme ve büyük ölçekli yaygınlaştırma; lisanslama süreçleri, yakıt tedariki, inşaat ve finansman gibi alanlardaki uygulama başarısına bağlı. Bu nedenle yalnızca talep artışı, gelişmiş nükleer teknolojilerin ticarileşmesini hızlandıran tek faktör değil” dedi.

İlk yorum yapan olun