Dünyanın önde gelen teknoloji devlerinden AWS, her yıl olduğu gibi 2022’ye damga vuran pek çok duyuru yaptı, re:Invent zirvesi yine on binlerce kişiyi ağırladı. Etkinlik kapsamında görüşme şansı bulduğumuz ve Türkiye’yi de yakından tanıyan AWS IoT Başkan Yardımcısı Yasser Alsaied, re:Invent zirvesiyle ilgili gözlemlerini dile getirdi, IoT (Nesnelerin İnterneti) ve bulut teknolojileriyle ilgili çarpıcı bilgiler paylaştı.
Sizce bu yılki re:Invent zirvesindeki en dikkat çekici duyuru neydi?
IoT (Nesnelerin İnterneti) duyuruları elbette çok önemli. Benim bakış açımdan, IoT için güvenliğin herhangi bir şekilde artırılmasına yönelik hizmetler benim için en önemli olanlar. Pazartesi günü, Amazon Security Hub için yeni bir güvenlik sisteminin kullanılabilirliğini duyurduk. AWS IoT’ye bağlı herhangi bir varlıkta, bu bir sensör ya da ağ geçidi olabilir, herhangi bir güvenlik tehdidi ya da bağlantı anormalliği olması durumunda Security Hub içinde hemen bir güvenlik sinyali veriliyor. Ağa eklenen herhangi bir varlık anında bu güvenlik özelliğini kullanabilir hale geliyor. Cihaz nerede olsun, izleme nereden yapılırsa yapılsın, Security Hub o cihazda bir güvenlik sorunu olup olmadığını tespit edebiliyor. Buna ek olarak, konum tabanlı hizmetlerimiz, IoT için konum hizmetlerimiz var. Size bir cihazın enlem ve boylamını tam olarak söylüyor, böylece bir sorun olması durumunda yakındaki birini hemen gönderebiliyorsunuz. Hangi cihaz olduğunu bulmak için gidip inceleme yapmanız, listelerinize bakmanız gerekmiyor. Bu özellik de Pazartesi günü açıklandı. IoT Core Device Location. Dünyanın en iyi haritalama ve konum hizmetlerinden biri olan Amazon Location Service’i kullanıyor. Bu özellik sayesinde tüm IoT sensörlerinizi, daha doğrusu tüm IoT öğelerinizi haritada hemen bulabiliyorsunuz.
IoT’nin güvenliği hakkında genel bir soru sormak istiyorum. Güvenliğin herkes için büyük bir sorun olduğu düşünülürse IoT’nin geleceğini nasıl görüyorsunuz?
Güvenlik, genel olarak Amazon için her zaman önemli bir konu.
14 MİLYAR CİHAZ BİRBİRİNE BAĞLI
Sayısından tam emin değilim ama sanırım 25 milyar birbirine bağlantılı cihaz bulunuyor.
Milyarlarca cihaz, doğru. 14 milyar cihaz birbirine bağlanıyor.
Yani güvenlik gerçekten çok büyük bir sorun.
Aslında konu tam olarak temele dayanıyor. AWS Cloud, mevcut olan en güvenli bulut hizmetlerinden biri. Bu güvenliği buluttan, buluta bağladığımız en uç cihaza kadar her yerde sağlıyoruz. Bu bir drone da olabilir robot da olabilir… Buluttan kullanılabilen ve uygulanabilir olan tüm güvenlik öğeleri, IoT hizmetleri için de geçerli. Sürekli güvenlik yamaları, yükseltmeler ve güncellemeler yapıyoruz ve müşteriler için de bunları her zaman güncel tutuyoruz. Aslında bu bulutta IoT hizmetlerine sahip olmanın güzelliklerinden biri, müşteri bir hizmeti alıp onu sonra tamamen unutabilir çünkü biz temelden tüm güvenliği sürekli olarak güncelliyoruz. Bunun için de bir uç yazılım yönetimi hizmeti olan Greengrass protokolünü kullanıyoruz. Herhangi bir güncelleme, yeni bir tehdit veya yeni bir tehdide karşı geliştirilmiş bir güncelleme olduğunda bunu hemen uyguluyor. Bu hafta duyurduğumuz yeni bir hizmetimiz var, o da bir zamanlama güncellemesi. Artık müşterilerimiz, yeni yazılım güncellemeleri olduğunda bunların hangi sıklıkla taranacağı ve güncelleneceğine karar verebiliyor. Aynı telefonlarımıza gelen güncellemelerde olduğu gibi.
Müşterilerimize güvenlik ve güvenilirlik konularının bizim için her zaman öncelikli olduğunu bu hizmetlerimizle söylüyoruz. Ne kadar cihaz birbirlerine ne kadar bağlantılı olursa olsun, aynı güvenlik prensipleri uygulandığı sürece müşterilerimiz her zaman güvenli olacaklar.
BULUT GÜVENLİDİR, TAMAMEN SİZE VE VERİLERİNİZE ÖZELDİR
Az önce milyarlarca cihazın bağlanmasından bahsettik. Burada büyük bir veri var. Bu verileri, örneğin gizlilik perspektifinden bakarsak, nasıl işliyorsunuz?
Kullandığım bir benzetme var ve bu çok önemli bir benzetme çünkü Suudi Arabistan’a veya Orta Doğu’ya gittiğimde, bu tartışma her zaman gündeme geliyor çünkü insanlar hâlâ bulut hizmetini tam olarak doğru bir şekilde anlamıyorlar. Diyelim bankada bir hesap açıyorsunuz, onlar da size bir kart veriyor. Daha sonra bankaya gidiyorsunuz, ATM’den paranızı çekiyorsunuz. Burada bankanın sizin paranız için ayrı bir bölme açtığını ve paranızı oradan çektiğinizi mi düşünüyorsunuz? Bankaları nasıl güvenle kullanabiliyorsunuz? Bu 50-60 yıllık bir teknoloji. Bulut ise şifrelidir, tamamen size ve verilerinize özeldir. Kendi çalışanlarımız, mühendislerimiz bile sizin bilgilerinize erişemez, sadece siz erişebilirsiniz. Bu çoğu sistemden çok daha güvenli.
Ve kullanımı kolay.
Kesinlikle. Ve istediğiniz şekilde ölçekleyebilirsiniz. Artık çoğu startup, özellikle Orta Doğu’dakiler çünkü orada çok fazla startup var, kurulum aşamasında en büyük yatırımı BT altyapısına yapıyor. Artık startup’lar çalışmaya bir kredi kartı ve 1-2GB’lık bir altyapı ve BT hizmetleriyle başlıyorlar ve büyüdükçe bunları ölçeklendiriyorlar. Kullandıkları kadar ödüyorlar, tamamen güvendeler ve kendi bölgelerinde çalışıyorlar. AWS’in 28 farklı bölgesi ve 83 erişilebilirlik alanı bulunuyor. Yani isterseniz işinizi hemen küreselleştirebiliyorsunuz.
BULUTUN ÖNEMİ GİDEREK DAHA İYİ ANLAŞILIYOR
Artık bitmek üzere olduğunu umduğumuz pandemi beraberinde oldukça hızlı bir dijital dönüşümü de getirdi. Bu açıdan şirketleri nasıl buluyorsunuz, bu büyük veriyi gerçekten yönetebilecekler mi?
Şirketlerin, kendilerini farklılaştırdıkları alana odaklanıp BT’nin yükü gibi sorumlulukları işin uzmanlarına bırakırlarsa başarılı olabileceklerini düşünüyorum. Depolama, bilgi işlem, IoT ile bağlantı… bunlar bizim uzmanlık konularımız. Pandemi birçok şeyi uzaktan da yapabilmenin ve bulutta birlikte çalışabilmenin ne kadar önemli olduğunu gösterdi. Bu nedenle buluta bağlanmak size de değer katıyor. Müşteriler artık bulutta olmanın önemini giderek daha fazla fark ediyorlar. Faaliyet gösterdiğiniz her noktada fiziksel olarak bir mühendisiniz olmayabilir, artık uzmanlık dünyanın dört bir yanına dağılmış durumda ve insanlar evden çalışıyor. Örneğin bir fabrikanız varsa, burada dijital ikiz, özel ve güvenli bağlantılar gibi teknolojilere ihtiyacınız var, çünkü bu sayede uzmanlarınız fiziksel olarak bir yerde bulunmasalar bile uzmanlıklarından faydalanabiliyorsunuz. Bunun sürekli göreceğimiz bir trend olduğunu düşünüyorum.
Adam Selipsky’nin konuşmasını duydunuz, üretim verilerinin yüzde 90’ı hâlâ kilitli durumda. Bu verilerin açılmasının ne kadar kullanışlı olabileceğini hayal edin. Modellemeleri, verimi, en sorunlu alanları anlayabilir ve bunlar üzerinde çalışmaya başlayabilirsiniz.
ROBORUNNER: ROBOTİK TEKNOLOJİLERİNDE YENİ DÖNEM
Robotikle de ilgileniyorsunuz. Bu alandaki son yeniliklerden bahsedebilir misiniz?
Pazartesi günü, RoboRunner adlı çok yenilikçi bir robotik özelliğini duyurduk. Bu, farklı robotik satıcılarının orkestrasyonunu yapan bir bulut BT yönetim yazılımı. Diyelim ki bir fabrikanız var ve paletleri veya başka bir şeyi taşımak için iki endüstriyel robot satın aldınız. Altı ay sonra, bu sefer farklı bir şirketten başka bir robot satın aldınız. Sonra başka bir şirketten de dördüncü bir robot satın aldınız. Bunu RoboRunner’a bağlıyorsunuz ve ondan sonra RoboRunner robotlarınız için bir nevi trafik ışığı haline geliyor, herhangi bir yerde birbirleriyle çarpışmalarını önlüyor. Bu kendi depolarımızda kullandığımıza benzer bir teknoloji. Aynı çalışma prensibini artık genel kullanıma açıyoruz. Ayrıca ölçeklenmenize de yardımcı oluyor. Çünkü ilk robotik şirketinin, sizin tüm robot ihtiyaçlarınızı karşılayacağından emin olmayabilirsiniz, başka robotlar için başka şirketlerle çalışmanız gerekebilir. Buradaki fikir, hepsinin aynı robotik platformunda, RoboRunner’da olmaları, böylece birbirlerine çarpmıyorlar. Bunu Pazartesi günü duyurduk.
Bu haftaki konuşmamda Türkiye’den de bahsettim. Türkiye’deki CCI yani Coca Cola fabrikası, Greengrass ve SiteWise, yani benim de sorumlu olduğum iki IoT hizmetini kullanıyor. Böylece yılda yüzde 20 enerji tasarrufu ve yüzde 9 su tasarrufu sağlıyorlar. Sadece IoT hizmetleri kullanarak. Bu çok önemli.
HEDEFİMİZ SENSÖR ÜRETEREK İSRAFI ÖNLEMEK
Enerji hakkında da konuşabilir miyiz?
IoT olarak enerji hakkında eğildiğimiz alan israfı önlemek için sensörler üretmek. Bu da aslında biraz önce verdiğim CCI kullanım örneğinin bir parçası. Çünkü IoT hizmetleri, su israfı sensörleri, kirlilik gibi alanlar için kullanılabiliyor. Bu sensörlere ihtiyaç duyan herhangi bir proje IoT Core’a bağlanabilir ve böylece veri toplamaya, uzaktan izlemeye ve analitik hizmetlerine sahip olabilir. Dijitalleşme süreçleri de temelde böyle başlıyor.
Enerji kıtlığı sorunları işinizi etkiliyor mu? IoT cihazları elbette enerji kullanıyor…
Biz konuyu tam olarak böyle görmüyoruz ama mikroekonomi tabii ki herkesi etkiliyor. Buradaki odak noktamız müşterilerin bizden ne istediği. Hizmet sizin için her zaman müsait. Örneğin 1.000 tane sensöre ya da çipe sahip olmak isterseniz, bunu size sağlıyoruz. Milyonlarcasına sahip olmak isterseniz, bunu yine size sağlıyoruz. Sistemimiz yüz milyonlarca öğeyi geniş ölçekte işletebiliyor. Ama burada bir benzetme yapmak istiyorum, insanların bağlantıyı anlayabilmeleri için önemli. IoT, Nesnelerin İnternetidir, buradaki nesneler bağlantının dokusudur. Dolayısıyla IoT de dijitalleşmenin dokusudur. Ve siz bu dokuyu yaratıyorsunuz, bu çok önemli. Kapı kolu, ışıklar, klima, telefonum, kıyafetlerim, hatta evdeki yatağım bile örneğin kan basıncı ve benzeri verileri okuyabilir. Yani, nesneler dijitalleşmenin dokusunu oluşturuyor. Ve bunun bir sınırı da yok. Bu hizmetleri, faydalanmak isteyen herkes için bulutta kullanılabilir hale getiriyoruz. Dünya için, insanlık için, çevre için, güvenlik ve güvenilirlik için…
DİJİTAL İKİZ TEKNOLOJİSİ
Ayrıca bu hafta açıkladığımız birkaç şeyden bahsetmek istiyorum. Device Defender, Amazon Security Hub’a gelen özellik, bundan bahsettik. Ama aynı zamanda dijital ikiz ve dijital ikiz ile ne üzerinde çalıştığımız hakkında biraz daha konuşmak istiyorum. Bu çok önemli. İnsanlar için dijital ikiz, fiziksel dünyanın dijital dünyadaki bir kopyasıdır.
Avatar gibi mi?
Evet, Avatar gibi. Bu aslında çok basit bir açıklama. Bununla yaptığımız şey ise şu. Matterport adında bir çözüm ortağımız var. Onlar her şeyi üç boyutlu olarak tarayıp buluta koyuyorlar. Böylece gerçek şeylerin dijital bir modelini çıkarıyoruz. Daha sonra bu modeli tüm bu sensörlere ve kameralara bağlıyoruz. Böylece fiziksel bir şeyin birebir dijital bir kopyasını elde ediyoruz. Bu kontrol noktası, alarm, kamera herhangi bir şey olabilir, onu hemen ekranda görebiliyorsunuz. Sadece bu kadar da değil, üzerine tıkladığınızda buradaki tüm veri geçmişini de görebiliyorsunuz. Diyelim ki bir kurabiye fabrikanız var, bir kaza oldu ve işçilerinizden birinin başına bir şey geldi, bacağı kırıldı vs. Siz bir süpervizör olarak buna neyin sebep olduğunu anlamak için geriye dönüp bakabilirsiniz, şu zaman şurada bir tahta yanlış yerdeydi, belki bu makineyi buradan uzaklaştırmalıyız diyebilirsiniz. Böylece olayların sebebini anlayıp bir daha oluşmalarını önleyebilirsiniz. Ya da su faturası yüksek geldiğinde, nerede bir su israfı olduğunu, bunun ne zaman başladığını ve belirli bir sebebi olup olmadığını görebilirsiniz. Böylece uzaktan bakım hizmetlerini ve güvenli sağlamayı kolaylaştırıyor ve hızlı harekete geçebilmenizi sağlıyor. Yani sadece veri toplamakla kalmıyor, bunu analiz de ediyor ve hızlı harekete geçmenize yardımcı oluyor.
Örneğin John Deere, biliyorsunuzdur, büyük traktörler üreten bir şirket. AWS IoT TwinMaker’ı kullanmaya karar verdiler. Belki Amerika’da ya da Avrupa’da, Hindistan’da mühendisleri var. Ancak dünya çapında 26 farklı üretim tesisine sahipler. Bazen bir değişikliği onaylamak için bir mühendise ihtiyacınız olur. Normalde, bir üretim noktasında, sorumlu olan kişi “Tamam, bunun değişmesi gerekiyor, yazın, resmini çekin, gönderin” dedikten sonra bunun onaylanması ve geri gelmesi belki iki haftayı bulur. Ben, bu döngünün tam olarak 40 saniye sürdüğü bir video gösterdim. Peki, bu nasıl oldu? Üç boyutlu modellemeyi biliyorsunuz, dijital ikiz. Kalite mühendisinin bir şeyi onaylaması gerektiğinde bu dijital ikize gidiyor, istasyon personelini arıyor, bana değişimi kamerada gösterebilir misiniz diyor, ki bu da Amazon Chime, bakıyor ve onaylıyor. 40 saniyelik bir süreç. Bunların her gün kaç kere ve her gün kaç fabrikada yaşandığını hayal edin. Herkes için hayatı ne kadar kolaylaştırıyor. Böylece üreticinin her noktaya bir mühendis koyması da gerekmiyor. Mesela Türkiye’de yeni, güzel bir elektrikli arabanız var, TOGG. Bunun servis istasyonu tabii ki var ama diyelim mühendisiniz tatilde ve hizmet vermeniz gerekiyor. Arabanın tamamen aynı kuruluma sahip dijital ikizine bakıp, “Tamam, bunu böyle yapın” diyor ve işiniz bitiyor. İşte IoT’nin kattığı değer bu.
This post was last modified on 9 Aralık 2022 10:34
Veri ihlali bildirimi almak eskiden nadir bir olayken ihlallerinin rekor sayılara ulaşmasıyla birlikte bu bildirimler…
Samsung, Galaxy A55 ve A53 modelleri için Nisan 2026 güvenlik yamasını kullanıma sundu. 47 kritik…
Google, Android 17'nin final betasını yayımladı. Yeni güncelleme, cihazları hızlandıracak katı RAM sınırları, yerel ağ…
Microsoft, Windows 11 Başlat menüsünü WinUI 3 altyapısıyla yeniden inşa ediyor. Performans sorunlarını gidermeyi hedefleyen…
Gemini’ın "Kişisel Zeka" özelliği, kullanıcıların Google uygulamalarındaki verilerini güvenle entegre ederek, tamamen kişisel bağlama uygun,…
ASUS ProArt ve NVIDIA iş birliğiyle ve "İçerik Oluşturucular İçin Geliştirildi, İlham Vermek İçin Tasarlandı"…