iPad aslında iPhone’dan önce tasarlanmıştı. Ancak Steve Jobs, önceliği iPhone’a verdi ve iPad yıllarca Apple’ın “yardımcı oyuncusu” oldu. 2010’da piyasaya sürülen ilk iPad, ayrı bir işletim sistemi bile barındırmıyordu; temelde büyük ekranlı bir iPhone gibiydi ve daha çok içerik tüketimine yönelikti.
2019’da iPadOS adlı kendi işletim sistemine kavuşsa da, yıllar boyunca Apple’ın WWDC etkinliklerinde genellikle iPad’e yönelik duyurular sessiz sedasız geçiyordu. Ta ki 2025 WWDC’ye kadar.
Bu yılki etkinlikte iPad şaşırtıcı biçimde başrol koltuğuna oturdu. iPadOS 26’nın tanıtımı sırasında salondaki geliştiriciler, analistler ve gazetecilerden yükselen şaşkınlık tepkileri bunun açık göstergesiydi.
Etkinlik sonrası Apple’ın Platform Ürün Pazarlama Kıdemli Direktörü Kurt Knight ve Yazılım Mühendisliği Başkan Yardımcısı Sebastien Marineau-Mes, bu dönüşümün perde arkasını anlattı.
Knight, “Bu uzun süredir devam eden bir yolculuk” diyerek iPad’in yıllar içinde klavye, trackpad ve Apple Pencil gibi aksesuarlarla üretkenliğe doğru evrildiğini belirtiyor.
Knight ayrıca “iPad donanımı güçlendikçe, kullanıcıların da talepleri arttı. Mac’te yapabildikleri şeyleri iPad’de de yapmak istediler” ifadelerini kullandı.
iPadOS 26 ile tüm uyumlu iPad’lere şu özellikler geliyor:
Gerçek anlamda pencere yönetimi
Esnek çoklu görev
Menü çubuğu ve görev çubuğu
Gelişmiş mouse desteği
Arka planda çalışan görevler
Güncellenmiş dosya sistemi
Marineau-Mes, bu kadar radikal değişikliklerin iPad’in “sadelik” ilkesini bozmadan nasıl yapılabildiğini şöyle açıklıyor:
“Mac’te alışkın olduğumuz pencere sistemini iPad’e doğrudan taşımadık. Onu baştan tasarladık; çoklu uygulamayı, pencereyi, kaynak yönetimini yeniden ele aldık.”
Yani kullanıcı bir uygulamayı kenara ittiğinde sistem o uygulamanın kaynaklarını boşaltıyor, ancak yeniden açıldığında onu hızlıca geri yüklüyor. Ayrıca, ekran küçüldükçe (örneğin iPad mini gibi), aynı anda çalışabilen pencere sayısı otomatik olarak sınırlanıyor. Bu da sistemin dinamik yapısının bir parçası.
Apple, geliştiricilerin bu yeni çoklu pencere deneyimine özel bir çaba harcamasına gerek kalmadığını söylüyor. Zira son birkaç yılda uygulamaların yeniden boyutlandırılabilir hale getirilmesi için altyapı zaten hazırdı.
Yeni API’ler sayesinde uygulamalar, pencere yeniden boyutlandırıldığında bile kullanıcıya en uygun yerleşimi dinamik olarak sunabiliyor.
Knight, bu çalışmaların sonucunda tüm yeni çoklu pencere özelliklerinin iPad mini’den iPad Pro’ya kadar tüm uyumlu cihazlarda çalışabildiğini vurguluyor.
Peki iPad artık bir Mac’e mi dönüştü? Apple’a göre hayır. Marineau-Mes, “iPad hâlâ dokunmatik odaklı bir cihaz” diyerek dokunmatik kullanım deneyiminin korunmasına özel önem verdiklerini söylüyor.
Bununla birlikte sistem artık hem dokunmatik hem klavye/trackpad kullanımına aynı anda uygun hale getirildi. Hatta pencere hareketleri bile Mac’tekiyle neredeyse aynı.
Knight, iPad kullanım şekillerinin farklı kişiler için değil, farklı anlar için olduğunun altını çiziyor ve “Birçok profesyonel bile bazen sadece arkasına yaslanıp internette gezmek, kitap okumak, film izlemek ya da oyun oynamak ister.” diyor.
Esnek pencere yerleşimi ve yeniden boyutlandırma
Uygulamalara göre dinamik kaynak yönetimi
Arka planda çalışan görevlerin üstte görünen kontrol paneli (Background Tasks)
Menü çubuğu, dock, dosya sistemi güncellemeleri
Pencere hareketlerinde Mac benzeri jestler
Kullanıcı geri bildirimlerine açık, beta döneminde menü çubuğu gibi görsel detaylar değişebilir
Sonuç olarak, iPadOS 26 ile iPad şimdiye kadarki en üretkenlik odaklı ve Mac benzeri deneyimini sunuyor. Apple hâlâ iPad’i bir Mac’e dönüştürmeden, iki dünyanın en iyi yönlerini buluşturmaya çalışıyor.
Apple’ın Küresel Pazarlama Direktörü Greg Joswiak’ın da belirttiği gibi: “En iyisi, her ikisini de almak.”
Apple, iPhone 17 ve bütçe dostu MacBook Neo'ya yönelik güçlü talep sayesinde gelir tahminlerini yukarı…
Türkiye e-ticaret ekosisteminin ilk oyuncusu n11, yeni reklam kampanyasıyla birlikte stratejik yol haritasını ve yeni…
IAS, şirketlerin hızla artırdığı yapay zeka yatırımlarından sürdürülebilir değer üretebilmesi için güçlü algoritmalar kadar nitelikli…
Meta, Türkiye Bilişim Derneği (TBD) iş birliğiyle gençlerin ve ailelerin dijital yetkinliklerini artırmayı amaçlayan “Benim…
Canon Gençlik Programı’nın Türkiye’de üçüncüsü gerçekleştirilen eğitim programı sürecinin ardından genç yeteneklerin benzersiz perspektifinden ortaya…
Roborock, 2025 yılı finansal sonuçlarında güçlü bir büyüme performansı sergilerken, 2026 yılının ilk çeyreğinde de…