
The Last Of Us Part I inceleme içeriğimizde Eylül başı itibariyle oyunculara sunulan ve Naughty Dog’un yapımcılığını üstlendiği The Last Of Us Part I’e yakından bakıyoruz.
İlk duyurulduğu günden bu yana dört gözle beklediğim The Last Of Us Part I nihayet satışa çıktı. Bir Remake oyunu olmasından dolayı da oyunun aslına olabildiğince sadık kalınmış ve üzerine yapılan geliştirmelerle çok daha farklı bir tat yakalanmış.

The Last Of Us; benim için oynanışı, hikayesi ve bu hikayeyi oyunculara anlatma şekliyle her zaman özel bir yerde oldu. Oyunun ara sahneleri oldukça başarılı ve duyguyu size fazlasıyla verebiliyor. Hikaye boyunca kaybedilenler, arkada kalanlar, aramıza katılanlar bizde farklı etkiler bırakıyor. Zaten oyunun başında yaşadığımız büyük bir dramla hikayeye oldukça duygusal bir tonda başlıyoruz.

The Last of Us’ın çok sevilmesiyle birlikte yıllar sonra Remaster özel sürümü karşımıza çıktı. İyileştirmelerin yapılması ve PS5’e de uyarlanmasıyla bu oyunu daha önce deneyimleme şansı bulamayanlar da oyunun dünyasıyla tanışma şansı buldu. Ardından da The Last Of Us Part I karşımıza çıktı.

The Last of Us ve The Last of Us Part II’yi defalarca oynayan biri olarak bu oyunu da sabırsızlıkla bekliyordum. Naughty Dog’un yapımcılığını, Sony’nin ise yayıncılığını üstlendiği bu güzide oyun, ana hikaye ve pek çok noktada ilk oyuna bağlı kalırken, yapılan pek çok geliştirme ve iyileştirme oyunu farklı bir noktaya taşımış. The Last Of Us Part I’in en büyük farkı ise PC’ye de gelecek olması. Zaten asıl olay da bu olsa gerek.

PS5 üzerinden deneyimleme şansı bulduğum The Last Of Us Part I, az önce belirttiğim gibi ana hikayeye sadık kalıyor. Kıyamet sonrası senaryoya sahip bir oyun olsa da aslında özünden insan ilişkilerini anlatan bir dramdan söz ediyoruz. Zaten oyunun çok sevilmesinin sebeplerinden birisi de bu olsa gerek.

Virüsün nasıl ya da ne şekilde yayıldığının üzerinde çok durmuyoruz. Klasik bir zombi hikayesinin aksine bunu vurucu bir şekilde anlatacağını daha ilk dakikalardan yüzümüze vuruyor. Yayılan virüs, ideolojiler, insanların acımasızlığı ve çok daha önemlisi karakter gelişimi bu hikayenin merkezine oturtulmuş durumda.

Remake sürümünün en büyük getirileri oynanış ve grafiklerde kendini gösteriyor. Oyuna yeni pek çok animasyon eklenirken, bunu karakter ifadelerinde de net bir şekilde görebilmek mümkün. Oyunda haritalar elden geçirilmiş ve en ufak objeye kadar hepsi yeniden tasarlanmış. Yeni oyun bu haliyle çok daha zengin ve gerçekçi görünüyor.

Grafik tarafında fark gerçekten çok büyük. Yansımalar ve ışık oyunları dahil etrafımızdaki dokunun canlı olduğunu görüyoruz. Binaların yeniden modellenmesi ve çevremizin gerçekçiliğinin artmasıyla terk edilmiş şehirlerin üzerimizde yarattığı etki çok daha fazla oluyor.
Grafiklerdeki bu devasa değişimi oynanış tarafında da görüyoruz. Karakterlerin yüzleri daha gerçek bir hal alırken, dövüş ve çatışma söz konusu olduğunda da değişimleri görebiliyoruz. Oyun oldukça hızlı akıyor ve sahne geçişlerinde beklemiyoruz, hızlıca, sanki bir film izler gibi akıcı bir şekilde diğer sahneye geçiyoruz.

Multi modlardan arınan The Last Of Us Part I, erişebilirlik tarafında oyuncu dostu bir adım atmış. Renk körlüğü dahil göz problemi olanlara özel oyunda ayar yapabilme şansımız var. Oyunun zorluk seviyesinde de seçeneklerimiz daha fazla ve erişebilirlik seçeneklerinde daha fazla özelleştirme yapabiliyoruz.
Kendi adıma orjinal dilde oyunu oynasam da Türkçe dublajdan bahsetmemek olmaz. İlk oyunda Türkçe dublaj yoktu, ancak bu oyunda bu avantajımız var. Böylece Last of Us hikayesini yeniden, ama bu kez tamamen Türkçe dilde deneyimleme şansı buluyoruz. Seslendirmenler de oldukça başarılı ve hikaye anlatımında o duyguyu oyuncuya verebilmeyi başarıyor.

DualSense desteği de bir başka önemli nokta. DualSense’in tüm özellikleri oyuna dahil edilmiş. Örneğin Haptic Feedback özelliği sayesinde en ufak titreşimi bile avuçlarınızda hissediyorsunuz. Adaptive Trigger özelliği ile de silah kullanımı, yay çekme ya da sağlık paketi kullanma gibi kısımlarda farkı görmemek mümkün değil.

The Last Of Us Part I, pek çok açıdan başarılı bulduğum ve henüz oyunun eski sürümleri dahil hiç deneyimlememiş olanlara gönül rahatlığıyla önerebileceğim bir yapım olmuş.

Ancak fiyat konusunda bir parantez açmak istiyorum. The Last Of Us Part I, Türkiye’de 799 TL’lik fiyat etiketiyle satışa sunulmuş durumda. Oyun, verdiğimiz her kuruşun hakkını veriyor kabul etmek gerekir ki. Ancak bu oyunun önceki sürümünün lisanslı kopyasını elinde bulunduranlara indirim yapılabilirmiş ya da PS5 güncelleme adı altında fiyat biraz daha aşağı çekilebilirmiş.

Yazımızın başında da belirttiğim gibi The Last Of Us Part I, PC’ye de gelecek ve muhtemelen bahar aylarında çıkışını yapacak ve bu güzel hikaye daha geniş kitlelere ulaşma şansı bulacak.

İlk yorum yapan olun