
vivo’nun kısıtlı süre zarfında test etmem için yolladığı vivo X200 Ultra bende çok farklı duygular bıraktı. Bu telefonu alıp İstanbul’da birçok noktayı gezdim, yüzlerce fotoğraf çektim. Profesyonel fotoğraf makinesi ile dolaştım, fotoğraflarımda inanılmaz detaylar yakaladım. Tüm bunlara tek tek geleceğim.
X100 Ultra’da olduğu gibi, vivo X200 Ultra’yı da kamerası yüzünden tercih edebilirsiniz. Çünkü diğer özellikleri iyi olsa da, en iyi olduğu taraf profesyonel düzeydeki kamera modülünde.
X200 Ultra’da vivo, 1 inçlik ana kamerayı daha küçük bir sensörle değiştirmiş — yeni görüntüleyicinin 1/1.28 inçlik optik formatı biraz gerileme anlamına geliyor. Bunun telafisi olarak, şirket bu kamerayı 35 mm eşdeğerli bir lensle eşleştirmiş.
Gerçek bir yükseltme ise ultra geniş kamerada görülüyor. Aynı sensörün başka bir versiyonu burada da kullanılmış; önceki modeldeki 1/2.0 inçlik görüntüleyicinin yerini almış. 85 mm telefoto kameradaki 200 MP 1/1.4 inçlik sensör zaten oldukça iyiydi, bu yüzden değiştirilmemiş. Bu Ultra’nın arkasında adeta üç “ana” kamera bulunuyor ve bunlara sektörün en iyi ön kameralarından biri eşlik ediyor.
Birkaç başka değişiklik daha var ama burada büyük sürpriz yok. Bu yılın en güçlü Snapdragon işlemcisi geçen yılın yerini almış ve batarya kapasitesinde küçük bir artış yapılmış.
Bir de yeni bir Fotoğrafçılık kiti var — özel bir kılıf, bir batarya tutacağı ve bir telefoto genişletici lens içeren isteğe bağlı bir aksesuar. Ona da göz atacağız. Önce kutu içeriğine bakalım.
Kutu içeriği
X200 Ultra dev bir kutuya sahip. Kutuyu açtığınızda X200 Ultra ile çekilmiş şahane fotoğrafların birer çıktısını görüyorsunuz. vivo daha en başından kamerada ne kadar iddialı olduğunu güzel örneklerle kullanıcısına anlatma yolunu seçmiş.

Bu fotoğrafları kaldırdıktan sonra X200 Ultra’nın kömür grisi rengindeki kutusunu görüyoruz. Burada telefonun kendisi, telefon kılıfı, bir ucu USB-A bir ucu USB-C şarj kablosu ve 90W şarj adaptörünü görüyoruz.
Ancak kutu içeriği burada bitmiyor. Kutunun altında bir bölme var ve çekmeceyi çektiğinizde X200 Ultra’yı profesyonel bir fotoğraf makinesine dönüştüren kitleri görüyoruz.
Kamera kiti
Kamera kısmında detaylıca anlatacağım, ancak kamera kitini kutudan çıkarmışken biraz detaylandırmak istiyorum. Biliyorsunuz Xiaomi, en üst seviye amiral gemisi için bu kitleri birkaç nesildir sunuyor; vivo ise geçen yıl X100 Ultra ile kendini gösterdi ve ilk kez test etme şansı bulduğum X200 Ultra, beraberinde kutu içeriğinde özel bir kitle geliyor ve bu konuda Xiaomi’yi geride bırakıyor.
vivo X200 Ultra Fotoğrafçılık kiti, kamera aksesuarları alanında tanınmış bir şirket olan PGYTech tarafından üretiliyor. Set; diğer parçalar için montaj işlevi de gören koruyucu bir tak-çıkar kılıf, bir batarya tutacağı, çeşitli işlevlere sahip birkaç halka ve birkaç kayış içeriyor. Ve tabii ki, gösterinin yıldızı olan ve hiçbir Xiaomi Ultra’nın sahip olmadığı bir telefoto uzatma lensi de var. Ki şöyle söyleyeyim, lensi takıp sokaklarda fotoğraf çekerken çok kişi merak edip yanıma geldi ve telefonu nereden temin edeceğini sordu. Bu haliyle dikkat edici olduğu kesin. Neyse, şimdi konumuza dönelim.
Bu lens, vivo’nun Alman optik cam şirketi Zeiss ile süregelen iş birliğini bir adım daha ileri taşıyor. Telefonun telefoto kamerasının 85 mm eşdeğer lensine göre 2,35x büyütme sağlıyor ve yalnızca bu kamerada kullanılabiliyor. Böylece optik zoom menzilini 200 mm’ye çıkarıyor. Gövdesi cam ve metalden oluşan oldukça büyük bir parça ve tek başına bile çok sağlam bir izlenim bırakıyor. Metal gövdesi 209 gram, cam 2,5 gram ve lens kapaklarının da 1 gram olduğu düşünüldüğünde sadece bu lensin kendisi yaklaık 212 gram ağırlığa sahip.

Aksesuar lens, telefon kılıfına bayonet tipi bir soket aracılığıyla takılan özel siyah metal bir halkaya monte ediliyor. Ki bu da yaklaşık 18 gram ağırlığında. Telefoto uzatma lensini çıkarırsanız ancak uzatma montaj halkasını takılı bırakırsanız, telefonun üç kamerasını da sanki arka tarafta hiçbir şey takılı değilmiş gibi kullanabiliyorsunuz. Fakat eğer eklenti lensi takarsanız, bu lens 14 mm ve 35 mm kameralarda görüş alanına giriyor.
Lens montaj halkasını tamamen çıkarırsanız, bunun yerine normal 67 mm vidalı filtreleri kabul edebilen başka bir metal halka takabiliyorsunuz. Ayrıca, hiçbir işlevsellik gerekmediği durumlar için her biri 2,6 gram ağırlığında olan iki adet plastik halka da mevcut; bunlar daha az yer kaplamayı sağlıyor ve kılıfı kullanmaya devam edebiliyorsunuz.
Kılıfın kendisi oldukça sağlam görünüyor. Bu da tek başına 33 gram ağırlığında. Arka tarafı suni deri kaplı, telefonun dik durmasını sağlayan bir destek ayağı yani kickstand ve iki adet askı deliği bulunuyor. Ayrıca, batarya tutacağı için iki adet kaydırmalı bağlantı noktası mevcut; üçüncü bağlantı noktası ise destek ayağının içinde yer alıyor ve buradan kilitleniyor.
94 gram ağırlığındaki batarya tutacağı, aslında 1.500 mAh kapasiteli bir batarya ve birkaç kontrol düğmesi barındırıyor. İki aşamalı deklanşör düğmesi, bir zoom kumandasıyla çevrelenmiş durumda. Ayrıca bir video kayıt düğmesi ve bataryanın telefon için harici güç kaynağı yani powerbank olarak çalışmasını sağlayan başka bir düğme bulunuyor.
Buna ek olarak, varsayılan olarak poz telafisi yani exposure compensation ayarını değiştiren bir ayar düğmesi de mevcut ve çoğu modda çalışıyor. Bu düğme ayrıca deklanşör hızı, ISO, beyaz dengesi veya manuel odak, ya da Portre modunda arka plan bulanıklığı seviyesini değiştirmek için de ayarlanabiliyor. Ancak bu düğme basılabilir yani clickable değil.
Batarya tutacağı oldukça güvenli bir tutuş sağlıyor. Telefon ve uzatma lensi ile birlikte mükemmel bir kavrama sunuyor, yine de lensin kendisini desteklemek için iki el kullanmanız daha iyi olur, işin aslı zaten profesyonel kullanım için iki elle çekim daha doğru olur. Alternatif olarak, lensin kendisine takılan 57 gram ağırlığındaki Arca Swiss tripod halkasını da kullanabilirsiniz.

Kullanım sırasında, lens siyah bayonet montaj halkasına net bir “klik” sesiyle takılıyor, ancak çok hafif bir sallanma ile orada kalıyor. Aslında, kılıfa montaj sırasında biraz uğraştıran kısım siyah metal halkanın kendisi. Kilitlenmesi için biraz sağa-sola oynatmanız gerekebiliyor.
Bu noktada, telefon lensin takılı olduğunu algılamıyor, dolayısıyla telefoto kameraya geçtiğinizde vizörde ters dönmüş ve muhtemelen oldukça bulanık, net olmayan bir görüntü göreceksiniz. Bunun yerine, ekstra modlar menüsünden Telefoto uzatma moduna geçmeniz gerekiyor ve burada hem fotoğraf hem de video sekmeleri bulunuyor.
Bu lens ile yaptığım çekimlere ve diğer detaylarlara kamera bölümünde değineceğim. Şimdi telefonun tasarımıyla devam edelim.
Tasarım, yapı kalitesi, kullanım hissi
Günümüzün üst düzey kamera telefonları genellikle benzer tasarımlara sahip ve X200 Ultra da diğer Ultra modellerden farklı değil. Rakip markaların güncel modelleri ve vivo’nun kendi Pro ve Ultra modelleriyle genel çizgileri paylaşıyor. Elbette X200 Ultra’nın da kendine özgü bir kimliği var.
Birkaç büyük sensörlü modülü sığdırmak için büyük dairesel kamera dizilimi varsayılan bir yaklaşım hâline geldi. X200 Ultra’nın üç kamerası düzgün şekilde hizalanmış, dördüncü daire ise sadece görüntü için var. En alışılmadık yanı ise, düz arka yüzeyle kamera çıkıntısı arasında kademeli bir geçişin olmaması. 61 mm çapındaki dairenin tamamı yaklaşık 7 mm dışarı çıkıyor. X100 Ultra’daki gibi ara kademe ve çift şev yok.
Bunun kullanımda sorun yaratacağını ya da en azından rahatsız edeceğini düşünebilirsiniz ama cebin iç kısmına takıldığını ya da benzeri bir sıkıntı yaşamadım. Elbette bu kişiden kişiye ve cepten cebe değişebilir. Hatta kameranın çıkıntısını işaret parmağınızla destekleyerek telefonun ağırlığını biraz da olsa serçe parmaktan alabilirsiniz.
Kırmızı test cihazımızın cam arka yüzeyi mat bir dokuya ve inci gibi bir parlama efektine sahip — gösterişli değil, asil bir kırmızı tonu. Açıkçası güzel bulduğum bir renk. Siyah versiyon çapraz tırtıklı bir dokuya sahipken, gümüş versiyonda kamera çıkıntısına kadar dikey çizgiler bulunuyor. Hepsinin kendine göre bir çekiciliği var ama farklı renklerin farklı yüzey efektlerine sahip olması sorun yaratabilir. Mesela gümüş rengi seviyorsanız ama çizgili doku istemiyorsanız ne olacak?

Ön tarafta vivo, X100 Ultra’daki belirgin kavisli kenarlardan uzaklaşmış. X200 Ultra büyük ölçüde düz bir yüzeye sahip ama panelin çevresi boyunca hafifçe yuvarlatılmış, bu da kaydırma deneyimini güzelleştirirken kullanım hissinden ödün vermemiş. Oppo Find X8 Ultra neredeyse tamamen düzken, bu cihaz tam anlamıyla düz değil.
Parmak izi okuyucu olması gerektiği yerde ve sorunsuz çalışıyor, hızlı ve güvenilir denebilir.
Daha düz ön yüzey, daha düz bir çerçeve de getirmiş. Artık daha sağlam bir alüminyum çerçeve mevcut. Yeni bir ekleme ise kamera kontrol düğmesi. Eğer X200 Ultra gerçek bir kamera olsaydı deklanşör düğmesinin olacağı yere yerleştirilmiş dokunmaya ve basınca duyarlı bir şerit de diyebiliriz.
Kullanışlı bir şey mi emin değilim. Yine de ilginizi çekerse kullanabilirsiniz, istemiyorsanız devre dışı bırakma şansınız da var.
X200 Ultra toz geçirmez ve suya dayanıklı bir yapıda. IP68/IP69 sertifikalarına sahip — yani hem su altında kullanılabilir hem de yüksek sıcaklıkta su jetlerine dayanabilir.
SIM yuvası iki adet nano SIM kart alabiliyor ama maalesef eSIM desteği yok. Böyle bir telefonda eSIM olmamasını anlamak gerçekten zor.
Ekran
X200 Ultra, 6,82 inçlik bir ekranla geliyor ve beklentileri fazlasıyla karşılıyor. Bu, LTPO OLED bir panel; 1-120Hz arasında uyarlanabilir yenileme hızına sahip, 1440p çözünürlüğünde, 510ppi piksel yoğunluğu sunuyor. 10 bit renk desteği var ve Dolby Vision ile de uyumlu.
Yaptığım testlerde vivo, otomatik modda 1.800 nitin biraz üzerine çıktı; bu da X100 Ultra ve X200 Pro ile aynı seviyede olduğunu gösteriyor. Bu haliyle en parlak paneller arasında.
X200 Ultra, hangi yenileme hızı modunu seçerseniz seçin boşta iken rahatlıkla 1Hz seviyesine düşüyor. Standart mod 60Hz ile sınırlı, varsayılan Akıllı uyarlama ve Yüksek modlar ise 120Hz’e kadar çıkabiliyor. Yüksek modda, uygulama bazında 60Hz sınırları da ayarlayabiliyorsunuz.
Biraz kafa karıştırıcı biçimde, tarayıcılarda Akıllı modda 90Hz/90fps elde edebiliyorsunuz ama Yüksek modda bu 60Hz ile sınırlı kalıyor. 60fps üzerinde çalışabilen oyunlarda ise telefon yüksek yenileme hızını koruyor.
X200 Ultra HDR10 ve Dolby Vision’ı destekliyor; ayrıca daha çok Çin’de kullanılan HDR Vivid standardı da mevcut. Netflix’te HDR desteği yok. X200 Pro’da bu özellik destekleniyo. Bu da X200 Ultra’nın sadece Çin’de satılıyor olmasıyla ilgili bir durum. Yeri gelmişken de söyleyeylim, bu telefonu Türkiye’de görmeyeceğiz, Çin’e özel bir telefon olarak kalacak.
Yine de Widevine L1 sertifikası sayesinde Full HD oynatma sağlanıyor. YouTube ise HDR içeriği rahatlıkla oynattı.
Telefon, Android Ultra HDR standardını da tam olarak destekliyor; çekilen fotoğraflarda bu metadata kaydediliyor ve hem kendi galeri uygulamasında hem de Google Fotoğraflar’da genişletilmiş vurgularla gösteriliyor.
Pil ömrü
X200 Ultra’nın batarya kapasitesi 6.000 mAh’ye çıkarılarak küçük ama anlamlı bir artış sağlanmış Yani X100 Ultra’ya kıyasla 500 mAh daha fazla. Pil, yine silikon-karbon tipi.
X200 Ultra için 90W şarj desteği belirtilmiş ve kutudan çıkan adaptör de bu şekilde. Yaptığım testlerde şarj başlangıcında 72W hızı yaklaşık 20 saniye gördüm, ardından 52W seviyesine düştü ve nihayetinde 33W civarına sabitlendi. Şarj güç değerleri her zaman pratikte çok şey ifade etmiyor.
X200 Ultra’nın tamamen batarya boşken %100 doluma ulaşması yaklaşık 49 dakika sürdü (tam doluluğa ulaşması için son 8 dakikada daha düşük güç çekmeye devam etti). 30. dakikada batarya göstergesi %64 seviyesindeydi. Sonuçlar, önceki model ve bu yılki Pro model ile benzer. Çok etkileyici diyemem. Find X8 Ultra hâlâ çok daha hızlı şarj olabiliyor.

X200 Ultra ayrıca kablosuz şarjı da destekliyor; vivo burada 50W dikey şarj cihazını kullanırsanız 40W kablosuz şarj hızı sağlıyor.
Pil sağlığı için birçok özellik de mevcut. Örneğin, “Süper hızlı şarj” varsayılan olarak kapalı geliyor; bu durumda tam şarj için 6 dakika daha fazla beklemeniz gerekiyor. Şarjı %80 ile %100 arasında 5%’lik adımlarla sınırlayabilirsiniz ve kullanım alışkanlıklarına göre optimizasyon sağlayan, yalnızca ihtiyaç duyduğunuz anda tam dolum yapan bir sistem mevcut. Ayrıca, “Doğrudan güç kaynağı kullanımı” adlı özellik sayesinde telefon yüksek performans gerektiren durumlarda, örneğin oyun oynarken, doğrudan adaptörden beslenerek pilin fazla ısınmasını önleyebiliyor.
Hoparlör
X200 Ultra klasik bir stereo hoparlör düzeni kullanıyor. Altta bir ana hoparlör ve üstte telefon görüşmelerinde kulaklık olarak da iş gören ikinci bir hoparlör. İki hoparlör de sadece kendi kanalını çalıyor ve telefonun konumuna göre otomatik olarak yön değiştiriyor.
Hoparlörün performansı X100 Ultra’dan bir tık daha iyi ve X200 Pro ile aynı seviyede. Xiaomi 15 Ultra daha hacimli ses veriyor, Find X8 Ultra ise biraz daha temiz ve nötr olarak bu sesi sağlıyor.
Android 15 ve OriginOS 5: Küresel yazılım yok
X200 Ultra, Android 15 üzerinde OriginOS 5 arayüzü ile çalışıyor. Bu, tamamen Çin pazarına yönelik bir arayüz ve küresel versiyonu bulunmayacak. Bunda sürpriz yok, zaten Ultra modelin Çin dışındaki pazarlara gelmesini beklemiyordum, gelse sürpriz olurdu.
OriginOS 5’i ilk kez daha önce X200 Pro’nun Çin versiyonunda görmüştük; burada da neredeyse aynı, X100 Ultra’daki OriginOS 4’ten çok da farklı değil.

Çin’e özgü uygulamalar mevcut ama isterseniz kolayca kaldırabiliyorsunuz. Çevrilmemiş menü öğeleri nadiren görülüyor; bu yüzden global olmayan bir telefon kullanıyor olduğunuzu neredeyse unutabilirsiniz.
Çin ROM’larında olduğu gibi, izinlerde daha ayrıntılı bir kontrol sunuluyor. Alışık olduğumuz uluslararası yapıların aksine, uygulamaları çalıştırmak için birkaç fazla tıklama gerekiyor.
Google Haritalar’da Zaman Çizelgesi’ni kullanamıyorsunuz. Çin ROM’larının belirgin eksilerinden biri. Wear OS cihazları eşleştirip senkronize etmek mümkün. Android Auto da görünüşe göre çalışıyor.
X200 Ultra’nın diğer güçlü yanlarını ne kadar önemsediğinize bağlı olarak, bu yazılım sınırlamalarıyla yaşamak çok da sorun olmayabilir. Origin arayüzünü, eski Funtouch arayüzüne göre çok daha hoş bulduğumu söylemem gerek.
Performans ve benchmark sonuçları
Ultra ve Elite kelimeleri genellikle birlikte anılır ve vivo X200 Ultra’da en yeni üst seviye Qualcomm çipseti kullanılıyor. Oppo cephesindeki Find X8 Ultra gibi bu model de Snapdragon 8 Elite kullanıyor. Her iki şirketin Pro versiyonları ise mevcut en iyi Mediatek işlemcilerle geliyor. Galaxy S25 Ultra ve Xiaomi 15 Ultra da rakipler arasında.
X200 Ultra üç farklı bellek yapılandırmasıyla geliyor: oldukça temel bir 12 GB/256 GB seçeneğiyle başlıyor, 16 GB/1 TB’ye kadar çıkıyor. Çoğu kullanıcı için en mantıklı tercih 16 GB/512 GB.
Benchmark testlerinde vivo mükemmel sonuçlar elde etti. GPU odaklı 3DMark testinde neredeyse her şeyi geride bıraktı, Antutu genel performansta zirveye yakın skor aldı ve GeekBench CPU testinde de güçlü sonuçlar verdi. Donanım düşünüldüğünde bu zaten beklenen bir şey.
Yoğun yük altında yapılan stres testlerinde ise olağan dışı bir şey olmadı. X200 Ultra, diğer üst düzey cihazlar gibi uzun süreli maksimum yükte ciddi şekilde performans düşürüyor. Ancak, CPU’nun tepe performansını 10 dakikadan uzun süre korudu; bu da çoğu senaryoda yeterli. Sonrasında performans yaklaşık %60 seviyesine düşüyor ve sonra yine kısa süreli zirve performans sıçramaları yapıyor.
3DMark Wild Life testinde performans düşüşü de benzer şekilde kademeli oldu ama bazı anlarda %49 seviyesine kadar indi ki bu biraz aşırı. Bu teorik olarak çok ağır yükte, örneğin uzun süreli oyun oynarken, ara sıra ufak takılmalara yol açabilir. Ancak pratik kullanımda böyle bir şeyle karşılaşmadım.
Kamera
X100 Ultra genel olarak mükemmel bir kamera telefonuydu ama ultra geniş kamera tarafında biraz iyileştirme gerektiriyordu. X200 Ultra bu konuda büyük ilerleme sağlıyor; ayrıca ultra geniş ve telefoto arasında 35 mm eşdeğerli yeni bir kamera da eklenmiş. Telefoto kamera da biraz geliştirilmiş; artık daha fazla ışık toplayabiliyor.
Ana kamera artık 1 inçlik bir sensör kullanmıyor; bunun yerine 1/1.28 inçlik bir sensör tercih edilmiş. Genelde daha büyük sensörlerin küçülmesine sıcak bakmasam da, bu durumda 35 mm odak uzaklığı tercih edilerek ilginç bir yöne gidilmiş. 35 mm kamera telefonlarda çok yaygın değil ve bu odak uzaklığının pek çok fotoğraf için cazibesi olduğunu görebiliyoruz. Yani bu değişiklik tam anlamıyla bir “gerileme” değil; farklı bir keşif denemesi.
Ultra geniş kamera ise kesinlikle bir yükseltme. Sensörü 1/2.0 inçten 1/1.28 inç seviyesine çıkarılmış. Burada da yine 35 mm kameradakiyle aynı sensör kullanılmış. Dolayısıyla artık “ana” ve “ultra geniş” ayrımı pek anlamlı değil. vivo’daki ultra geniş gerçekten ultra geniş ve 14 mm eşdeğerli.
“Main” yani ‘ana’ kavramını daha da bulanıklaştıran unsur ise telefoto kamera. X100 Ultra’da zaten üst düzey olan bu kamera şimdi daha da gelişmiş; diyafram açıklığı f/2.67’den f/2.27’ye çıkarılmış. Arkasında da 1/1.4 inçlik 200 MP sensör bulunuyor. Gerçekten zor aşılır bir kurulum.

Ve vivo kendisi bu kamerayı daha da ileriye taşımış. 200 mm’ye kadar uzanan bir 2.35x telefoto genişletici sunmuş. Bu aksesuar, isteğe bağlı olarak satılan Fotoğrafçılık Kiti’ne dahil. Şu anda başka hiçbir üreticinin sunduğu bir çözüm değil.
Ön kamera ise önceki nesille aynı kalmış ama buna ihtiyaç da yoktu. 50 MP çözünürlük, 4’e 1 piksel birleştirme ve otofokuslu lens. Neden daha fazla amiral gemisinde bu özellikleri göremiyoruz, anlamak zor.
Ultra geniş kamerası 14 mm eşdeğerli odak uzaklığında, muhteşem görüntüler üretiyor. Keskinlik mükemmel, detay bol ve hoş şekilde işlenmiş, gürültü neredeyse yok. İç mekanlarda, daha yüksek ISO’lu çekimlerde bile kalite anlamlı şekilde bozulmuyor.
Tam çözünürlük modunda bazı sahnelerde ekstra detay ortaya çıkıyor, diğerlerinde ise sanki standart boyutlu fotoğrafların büyütülmüş hâli gibi görünüyor.
28 mm’de işler hâlâ oldukça sağlam. Ultra geniş ile 35 mm kamera arasındaki boşluğu doldurmak için sunulan bu odak uzunluğunda, piksel seviyesinde keskinlik tam anlamıyla mükemmel değil, muhtemelen her üst düzey 24 mm kamera bu kareleri çözünürlükte geride bırakır, özellikle de yaprak ve kumaş gibi detaylara bakarsanız. Ama piksel merceğinden fazla bakmazsanız bu fotoğraflardan memnun kalırsınız. Ayrıca renkler ve dinamik aralık yine çok hoş.
35 mm kameraya geçtiğimizde yine harika görüntüler elde ediyoruz. Fotoğrafların kendine özgü üç boyutlu bir havası var ve bu da onları diğerlerinden ayırıyor. Bunun dışında, detaylar tahmin edildiği gibi mükemmel, dinamik aralık üst düzey, renkler ise doğru ve canlılık arasında güzel bir denge sağlıyor.

Arka planla konu arasında hoş bir ayrım var, 24 mm kameralara kıyasla biraz daha uzaktan çekim yapabiliyorsunuz ve yüz hatları daha doğal görünüyor.
Portre modunda ise bu ayrım daha da vurgulanıyor ve bunu doğal bir şekilde yapıyor; konu tespiti oldukça başarılı.
50 mm’de fotoğraflar hâlâ makul derecede keskin ve detaylı, fakat biraz daha fazla işlenmiş gibi görünüyor ve bazı dokularda hafif grenlilik göze çarpıyor. Yine de kötü değil, sadece 35 mm kareler kadar iyi değil.
Bu elbette insan fotoğrafları için de geçerli.
70 mm’de kalite 50 mm’ye benzer seviyede kalıyor. Bazı rastgele dokular bu seviyede biraz daha yapay görünebilir ama genel anlamda bunlar da kötü fotoğraflar değil.
“Fena değil”den “gerçekten harika”ya geçiş için 85 mm telefoto kameraya geçmek yeterli. X100 Ultra’dan beri kanıtlanmış bir performans sunan bu kamera, X200 Ultra’da da mükemmel kareler üretiyor. Detaylar harika, dinamik aralık mükemmel, renkler hoş.
Belki de bu kameranın tek “sorunu”, vivo’nun bu nesil için geliştirdiği daha geniş diyaframın alan derinliğini daha sığ hâle getirmiş olması. Bu da bazen tüm sahnenin istediğiniz gibi net olmamasına neden olabiliyor. Tabii ki bu sığ alan derinliğini avantajınıza da kullanabilirsiniz.
Ve bu da X200 Ultra’nın telefoto kamerasını, 200 mm eşdeğerli telefoto genişleticiye gerek kalmadan üst sınıf bir portre kamerası yapıyor. Bu mesafelerde de kalite mükemmel, yüz oranları doğal, konu ayrımı çok iyi. İsterseniz daha fazla arka plan bulanıklığı için Portre modu da kullanabilirsiniz ve bu mod da gayet iyi çalışıyor.
135 mm’de kalite hâlâ çok iyi.
170 mm’de hâlâ oldukça detaylı dış çekimler alabiliyorsunuz, uzak nesneleri yakına getirirken kalite korunuyor. İç mekanlarda ise kalite biraz daha düşüyor ama iyi aydınlatılmış sahnelerde sonuç hâlâ sağlam.
230 mm, vizördeki son yakınlaştırma seviyesi ve bu seviyede bile oldukça kullanılabilir sonuçlar elde edilebiliyor.
X100 Ultra’nın telefoto kamerasının en önemli özelliklerinden biri muhteşem yakın çekim yeteneğiydi ve X200 Ultra’da da bu özellik korunmuş. Mükemmel detay alabiliyorsunuz ama alan derinliği çok sığ oluyor. Bu etkileyici görünüyor ama bazen istediğiniz tüm alanı netleştirmek için fazla sığ olabilir.
X200 Ultra’nın selfie çekimleri de üst düzey. Detaylar çok iyi ve otofokus sayesinde ilginç yakın çekimler de yapabiliyorsunuz. Cilt tonları doğru ve doğal görünüyor; belki genel renk doygunluğu biraz daha fazla olabilirdi.
X200 Ultra’nın ultra geniş kamerası gece çekimlerinde olağanüstü iş çıkarıyor; muhtemelen bu türde gördüğüm en iyi fotoğrafları sunuyor. Keskin ve detaylı, iyi pozlanmış, doğru beyaz dengesi ve canlı renkler. Gerçekten şikayet edecek bir şey bulamıyorum.
28 mm’de bu etki biraz azalıyor; görüntüler biraz daha yumuşuyor ama tam ekran boyutunda bakıldığında sonuçlar hâlâ gayet iyi.
35 mm kamera da gece kendi odak uzaklığında mükemmel sonuç veriyor. İnce detaylar yakalanmış, geniş dinamik aralık sağlanmış ve renk üretimi çok iyi.
50 mm ve 70 mm odak uzaklıklarında kalite bir kademe aşağıda ama ikisi de gayet iyi ve 28 mm ultra geniş fotoğraflardan daha başarılı.
Tahmin edildiği gibi telefoto kamera da 85 mm’de gece harika sonuç veriyor. Uzak nesnelerde ve yakın çekimlerde keskin detaylar, mükemmel dinamik aralık ve hoş renkler sunuluyor.
Daha fazla yakınlaştırmada da telefoto kamera performansını sürdürüyor; özellikle 135 mm’de görüntüler hâlâ çok iyi. 170 mm’de görüntüler artık “makul” olarak tanımlanabilir, 230 mm’de de kullanılabilir seviyede kalıyor.
Telefoto uzatma lensi
Telefoto uzatma lensinin ne kadar iyi olduğunu ve telefonun kendi 85 mm telefoto lensine biraz dijital zoom ekleyerek elde edilen sonuçlara göre nasıl karşılık verdiğini görmek için birkaç örnek çekim yaptım.
İnsan fotoğrafları çekiyorsanız, 200 mm odak uzaklığı daha sıkı kadrajlar için veya konuya fiziksel olarak yaklaşmanın mümkün olmadığı durumlar için en uygunu, her iki durumda da bu çekimlerde kalite mükemmel. Uzatma lensi ile çekilen fotoğraflar yalnızca son derece keskin değil, aynı zamanda normal çekimlere kıyasla daha üstün bir konu ayrımı da sunuyor.
Elbette 200 mm’nin ötesine de geçebilirsiniz, fakat çekim mesafeleri bu noktada kontrolden çıkmaya başlıyor ve 1:1 kalite bozuluyor. Belki de 200 mm’yi temel kullanım olarak tutup, daha fazla zoomu yalnızca başka bir seçenek kalmadığında kullanmak en iyisi.
Uzak konuları çekmek de, doğal olarak, ek lensle daha iyi oluyor. Telefon kendi başına da gayet iyi iş çıkarıyor.
Daha da fazla zoom yaptığınızda, 400 mm seviyesi gayet iyi görünüyor; hatta 800 mm bile oldukça kullanılabilirken, 1600 mm biraz puslu kalıyor ve tamamen vasat kaliteye düşüyor.
Karanlıkta ise, uzatma lensinin kalite farkı daha da belirginleşiyor; vivo bu sayede, dijital zoom ve gürültü azaltma işlemlerinin birlikte yumuşattığı çok ince detayları yakalayabiliyor.
Işık koşulları ve konuya bağlı olarak, daha da ileriye zoom yapmanız bile mümkün; 400 mm yine gayet iyi bir seçenek.
vivo X200 Ultra, zaten kendi başına sektörün en iyi donanımlarından bazılarına ve uzman işleme algoritmalarına sahip olağanüstü bir kamera telefonu. Telefoto lensine eklenen aksesuar lensi ise bu zaten güçlü olan kuruluma daha da fazla esneklik katıyor. Telefonun hâlihazırda mükemmel olan portre yeteneklerini geliştiriyor ve uzak konuları daha da yakına getiriyor, üstelik mükemmel piksel seviyesinde kaliteyle.
Video kaydı
Şimdi de telefonun video çekimlerindeki performansına bakalım. X200 Ultra arka kameralarıyla 4K120’ye kadar video kaydı yapabiliyor ve ayrıca ultra geniş kamerada 8K 30 fps modu da mevcut. Ön kamera ise 4K 60 fps’ye kadar çıkabiliyor. 24 fps modu varsayılan olarak bulunmuyor ama Pro video moduna girerseniz 4K24 seçeneği açılıyor; ayrıca 4K25 ve 4K50 modları da mevcut. Ayrıca 8K24 ve 8K25 de var (yalnızca ultra genişte).
Varsayılan codec H.265 ama H.264’e geçmek için bir anahtar mevcut. Pro video modunda yüksek ve standart olmak üzere iki bitrate seçeneği sunuluyor: H.264 için 150 Mbps ve 90 Mbps, H.265 için 120 Mbps ve 72 Mbps, ki bunlar gayet iyi değerler. Normal video modunda 4K 30 fps için H.264 ile 60 Mbps ve H.265 ile yaklaşık 46 Mbps ölçtüm, bu da gayet yeterli. LOG kaydı her iki modda da kullanılabiliyor ve normal videolarınızı 4K 60 fps’e kadar Dolby Vision formatında da çekebiliyorsunuz.
Tüm modlarda daima açık elektronik görüntü sabitleme mevcut. 4K120’de sadece optik sabitleme devrede.
X200 Ultra’nın video çıkışı genel olarak çok iyi. Olumsuz yanlardan başlarsak; tüm arka kameralarda 4K çözünürlükte keskinlik sadece “iyi” — biraz daha berraklık ve tanım beklerdim açıkçası. 120 fps modları biraz daha keskin, bu da muhtemelen sabitleme algoritmalarından kaynaklanıyor, ama yine de ideal değil. Geri kalan her şey harika. Dinamik aralık mükemmel, beyaz dengesi yerinde, renkler canlı.
Gece çekimlerinde de vivo genel anlamda mükemmelliğini sürdürüyor; iyi pozlanmış görüntüler, tonların uç noktalarında hem beyaz dengesi hem doygunluk açısından başarılı geliştirme sağlanıyor. Renkler de gayet iyi. Bu bağlamda keskinlik de iyi görünüyor. X200 Ultra, Oppo ve Xiaomi Ultra’larla karşılaştırıldığında benzer zoom seviyelerinde eşdeğer, hatta ultra genişte biraz daha iyi.
Video sabitleme ise X200 Ultra’nın gerçekten öne çıktığı alanlardan biri. Hem 14 mm hem de 35 mm kameralarla yürürken bile sarsıntısız çekim yapabiliyorsunuz.
Sonuç
Şimdi tüm bu anlattıklarımı sonuca bağlama vakti:
X200 Ultra, kamera yetenekleri açısından piyasadaki en ileri modellerden biri ve bu yüzden de ancak bu alanda özel iddiası olan diğer modellerle karşılaştırılması anlamlı. Bu tarz modellerden piyasada oldukça fazla var. Bazıları aynı şekilde sadece Çin pazarına yönelik, bazıları ise gerçekten küresel.
Oppo Find X8 Ultra, son dönemde incelediğim en yeni üst düzey kamera telefonları arasında. X200 Ultra gibi, sadece kendi iç pazarına yönelik ve zoom işini çift kamera ile çözüyor, ana kamerada ise 1 inçlik sensörü 23 mm odak uzaklığı ile kullanmaya devam ediyor. Bu farklı yaklaşım, performansta küçük ama ince farklara yol açıyor ve bunları burada birkaç cümleye sığdırmak zor.
Xiaomi 15 Ultra ise bu yılın en az ödün veren fotoğraf odaklı modellerinden biri — küresel yazılım versiyonu mevcut ve X200 Ultra’nınkiyle oldukça benzer bir telefoto kameraya ek olarak bir tane daha telefoto kamera içeriyor. Xiaomi’de telefoto genişletici yok elbette.
Galaxy S25 Ultra ise tamamen küresel bir model ve muhtemelen en eksiksiz Android telefonlardan biri; kamera anlamında X200 Ultra kadar uç noktalarda olmasa da hiç de fena değil.
vivo tarafına geri dönersek, geçen yılın modeli olan X100 Ultra da hâlâ değerlendirilebilir. 35 mm’de oldukça rekabetçi sonuçlar verebilir, ayrıca ana kamerası 23 mm’de X200 Ultra’nın ultra geniş kamerasının bu odak uzaklığında verebileceği sonuçlardan daha iyi olabilir.
Öte yandan, Çin ROM’uyla gelen X200 Ultra’nın kamera deneyimine yazılım açısından ödün vermeden kullanmak isterseniz Türkiye’ye de satışta olan X200 Pro modeline de bakabilirsiniz.
X200 Ultra, kamera sisteminde anlamlı geliştirmeler getiriyor. Pazardaki en iyi ultra geniş kamerayı, taze bir ana kamera yorumunu ve biraz daha geliştirilmiş bir telefoto kamerayı sunuyor. Üstelik daha da ileri gitme potansiyeliyle. vivo amiral gemisi, aynı zamanda selfie alanında da çok başarılı. Bu, Ultra telefonlar arasında her zaman garantili bir özellik değil. Bu kadar eksiksiz bir kamera telefonunu bulmak gerçekten zor.
Elbette X200 Ultra temel özelliklerde de çok güçlü; her ne kadar pil ömrü ve şarj hızı açısından en iyi modellerin gerisinde kalsa da genel anlamda güçlü bir telefon. En parlak ekrana sahip telefonlardan biri. Ayrıca hoparlörleri iyi ve memnun kaldım.
X200 Ultra ile vivo, zaten başarılı olan formülünü birkaç alanda daha ileri taşımış. Zaten favorilerim arasında olan kamera sistemi biraz değişmiş ama birçok açıdan daha iyi hâle gelmiş. Sonuç o kadar iyi ki, vivo’nun bu deneyimi dünyaya açmıyor olması beni kara kara düşündürüyor.

İlk yorum yapan olun