Lenovo ThinkPad Z13 inceleme

 

ThinkPad serisini herhalde bilmeyenimiz yoktur. Neredeyse 30 yılı bulan bir geçmişi var ve o gün bugündür ThinkPad çatısı altında birçok model, milyonlarca kullanıcıya ulaştı. Serinin yeni üyesi ise ThinkPad Z13. Tasarımı, önceki ThinkPad serisinden çok daha farklı ve yeni dönemin izlerini taşıyor. Z jenerasyonuna göz kırpan yeni ThinkPad, ince ve hafif yapısıyla yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz bir arkadaşa dönüşüyor.

Modelin adından da anlaşılacağı üzere ThinkPad Z13, 13 inç büyüklüğünde bir ekrana sahip. Bu kompakt yapı, cihazı daha taşınabilir kılmış ve iş dünyasının hibrit bir yapıya bürünmesiyle birlikte tam da bu çağa uygun bir tasarıma bürünmüş. Cihazın altı da üstü da alüminyum kasadan oluşuyor. Çerçeveleri de yine parlak yapıdaki alüminyumla kaplı. Lenovo, bu cihazda yüzde 75 oranında dönüştürülmüş alüminyum kasa kullanmış ki bu da dikkate değer bir nokta.

Lenovo’nun çevreye duyarlı olan bu eylemini, cihazın dış karton kutusuna kadar görüyoruz. Bu dış kutuda da tamamen geri dönüştürülebilen malzeme kullanılmış. Lenovo’yu bu açıdan kesinlikle tebrik etmek lazım.

Yeni ThinkPad 13.99 mm inceliğinde ve 1.19 kg ağırlığında… Ufak bir yapıda olsa da az önce anlattığım malzeme kullanımı sayesinde aslında oldukça sağlam bir laptop var elimizde.

Üst kısımda ThinkPad logosunu görüyorsunuz, bu logoda minik bir kırmızı ışık da yer alıyor ve bilgisayar çalışırken yanıyor. Bu da ayrıca cihazın görünüme daha fazla estetik katıyor.

Dikkat çeken bir başka nokta da kapak üzerindeki çıkıntılı kısım. Bu bölümde Z13’ün adını görüyoruz ve yanında da dijital mikrofon destekli FHD kamera olduğu belirtilmiş. Bu gelişmiş kamera, toplantılara girdiğimizde görüntümüzün bulanık olmasının önüne geçiyor ve birçok farklı senaryoda net görüntü sağlanıyor. Aynı zamanda kızılötesi sensörü de bu cihazda var. Böylece yüz tanıma ile bilgisayarınızı açabiliyorsunuz.

Yüz tanıma dışında parmak izi sensörünü de kullanabiliyoruz. CTRL ile sol yön tuşları arasında konumlandırılan sensöre dokunarak da hızlıca bilgisayarınızın ekran kilidini çözebilirsiniz.

Biraz da klavye tarafına bakalım. Klavyenin kasa boyunca tamamen yayıldığını ve boş alan bırakılmadığını görüyoruz. Nümerik tuş takımı elbette yok, ama bu kompakt yapıya uygun olarak klavyenin olabilecek en iyi şekilde cihaza dahil edildiğini söyleyebiliriz. Tuşlar geniş yapıda ve yumuşak dokunuşlarla rahatça kullanabiliyoruz ve uzun saatler ekran başında olsak da bizi yormayan bir yapı sunulmuş.

ThinkPad serisi çözümlerde aşina olduğumuz kırmızı yuvarlak düğme bu laptopta da mevcut. Ancak bu düğme klasik bir düğme değil, geçmiş yıllardan bugünlere gelen ve fare işlevi gören bir trackpoint. Bugün için pek işlevi kalmadığı düşünülse de, touchpad’e göre daha hassas bir fare kullanıyormuş gibi farklı bir deneyim elde ediyorsunuz. Bu düğmeye çift dokunduğunuzda neleri yapabileceğini de görebiliyorsunuz.

Portlara bakalım şimdi de. Sağ kısımda Power Delivery 3.0 desteği de bulunan Display Port destekli USB 4.0 girişi ile birlikte güç tuşu, SIM Kart tepsisi ve 3.5 mm ses jakı yer alıyor. Sol kısımda da yine USB 4.0 destekli bir portumuz var aynı şekilde. Farklı olarak güç girişini bu porttan sağlıyoruz.

Burada eksik olarak gördüğüm şey şarj olurken USB port sayısının teke düşmesi. Çoklayıcı da bilgisayarla beraber gelmediği için ayrıca edinmeniz gerekiyor, aksi halde bu portların yetersiz geldiğini de söylemek gerekiyor. Bu inceliği, hafifliği sağlamak için portların bu şekilde olmasını anlayabiliyorum, ancak kutuya bence çoklayıcı kesinlikle dahil edilmeliymiş.

ThinkPad Z13, bir iş bilgisayarı. Haliyle bir iş bilgisayarını kullanıyorsak hem yüksek performans bekliyoruz hem de bu performansa yeterli düzeyde güvenliğin eşlik etmesini… Cihazda ThinkShield koruma ile birlikte Glance by Mirametrix dediğimiz özel bir yapı var. Bilgisayarınızı bir monitöre bağladığınızda kullanım yapmadığınız sırada ekranın kararması kullanıcıların kişisel verilerini koruma noktasında önemli bir iş görüyor.

Güvenlik ve gizlilik noktasında sevdiğim bir başka özellik de kameranın tamamen kapatılabilmesi. ThinkShutter adı verilen bu özellik, F9 tuşuna bastığınızda kamera ile bilgisayarın bağlantısını kesiyor. Böylece kamera üzerine bant çekmeden de güvenliği sağlamış oluyoruz.

Cihazın içinde AMD Ryzen 7 Pro işlemci kullanılmış. Ki bu işlemciyi de bu bilgisayar sayesinde ilk kez yakından inceleme şansı buluyorum. Güvenlik noktasında da bu işlemcinin önemli bir avantajı var. AMD Memory Guard başta olmak üzere bir dizi özel güvenlik sistemi, doğrudan işlemci üzerinden güvenliği sağlıyor, yani BIOS üzerinden güvenlik seviyesi artırılıyor.

Tüm bunlara ek olarak bir de AMD ile Microsoft’un iş birliğinde ortaya çıkan Microsoft Pluton koruması mevcut. Güvenlik güncellemelerinin BIOS üzerinden otomatik yapılıyor olmasından tutun da güvenlik, bu cihazın tamamında en ince noktasına kadar düşünülmüş.

Konu işlemciye geldiğine göre işlemcinin detaylarına geçelim şimdi de. Bu üründe, Ryzen 7 Pro 6850U işlemci kullanılıyor. 8 çekirdek, 16 izlekle geliyor, 2.7 GHz baz frekansı, 4.7 GHz baz frekansına kadar da çıkabiliyor. İçerisinde dahili olarak gelen Radeon 680M grafik yongası geliyor. Böylece pek çok uygulamayı sorunsuz bir şekilde çalıştırabiliyorsunuz, akıcı bir kullanıcı deneyimi elde edebiliyorsunuz.

Güç tasarrufu noktasında da bu işlemci önemli bir avantaj sunuyor. Bir iş bilgisayarı kullanıyorsak elbette pil performansı kritik öneme sahip. Enerjiyi verimli kullanan bu işlemci, bataryaya az yük bindirdiğinden cihazın batarya ömrü de çok daha uzun saatler dayanabiliyor.

Ryzen 7 Pro, yüksek performans sunmasının yanı sıra bir iş ve kurumsal bilgisayar olarak üretildiğinden, güvenlik tarafında da önemli destek sağlıyor ve bir bütün olarak iyi iş çıkarıldığını söylemeliyiz.

Peki bu bilgisayarda oyun oynayabilir misiniz? Bu bilgisayarın odak noktası oyuncular değil. Ancak PUBG, Valorant, CS:GO gibi milyonlarca oyuncuyu buluşturan popüler oyunları rahatça deneyimleyebilirsiniz.

RAM tarafında da 6400 MHz hızında çalışan 16 GB LPDDR5 bellek mevcut. Gerçekten de oldukça hızlı. Depolama noktasında da 512 GB M2 SSD’imiz var. Yazma/okuma değerleri de gayet iyi. Toplam hafızayı 1 TB’a kadar da yükseltebiliyorsunuz.

13.3 inç büyüklüğünde 1920×1200 piksel ekran çözünürlüğü sunan 16:10 bir ekranımız var. IPS panelin kullanıldığı cihaz, 400 nit parlaklık seviyesine ulaşabildiği gibi, parlama önleyici ekran yapısı da büyük bir avantaj sunuyor. Böylece parkta, bahçede, kafede, arkadan ışığın geldiği herhangi bir senaryoda ekrandaki görüntüleri rahatça görebiliyor, sorunsuz çalışabiliyoruz.

Ekranda %100 sRGB desteği var ve aynı zamanda uzun süreli kullanımlarda göz sağlığı da korunuyor. Zararlı mavi ışığı filtrelendiğinden gözlerimiz daha az yoruluyor, baş ağrısı meydana gelmiyor.

Ekran tarafında hoşuma giden bir başka nokta da ekran çerçevelerinin oldukça ince bir yapıda olması. 4 mm’lik ince çerçeveler sayesinde ekran/gövde oranı yüzde 92 seviyelerine ulaşıyor. Kameranın bulunduğu alandaki çıkıntı da aslında bu ekran/gövde oranını bozmamak için düşünülmüş ve bence kesinlikle iyi de yapılmış.

Ses tarafında da Dolby Voice ve Dolby Atmos ses sistemi tercih edilmiş. İki adet 2W’lık hoparlörlerimiz var. Dolby Voice, sesin karşı tarafa iletilmesinde gürültüyü engelleyip sesin karşı tarafa net bir şekilde iletilmesini sağlıyor.

Bağlantı teknolojilerine değinelim şimdi de. Qualcomm’un geliştirdiği Wi-Fi 6E teknolojisi bu laptopun öne çıkan özelliklerinden biri. Wi-Fi 6E destekli bir router kullandığınızda daha stabil, düzgün ve hızlı bir bağlantı elde edebiliyorsunuz.

Bluetooth 5.1 desteği de bulunuyor. Ama asıl önemli özellik bu cihazda eSIM yongasının bulunması. İstersek bunu kullanıyoruz, istersek de fiziksel SIM kart tepsisinden de yararlanabiliyoruz. Böylece bilgisayar yanımızdayken Wi-Fi noktası aramaya gerek kalmadan, doğrudan bilgisayar üzerinden her zaman internete erişebiliyoruz.

Benim kendi açımdan çok tercih edeceğim bir özellik değil ve en kötü telefonu hotspot yaparak mobil internet sorununu çözmeyi tercih ediyorum. Ama yine de cihazda nano SIM ve eSIM desteğinin bulunması dikkate değer bir yenilik.

51.5 Wh’lık bir bataryası var ve beraberinde 65 Watt’lık şarj cihazı geliyor. Batarya ömrü noktasında da gün boyunca size soluksuz eşlik edebilen bir yapı sunulmuş. Böylece gün içinde priz arama derdine girmiyorsunuz.

Sonuç itibariyle Lenovo ThinkPad 13, pek çok yönüyle işini iyi yapan, tam bir iş notebook’u olmuş. AMD Ryzen Pro işlemcisinden gücünü alan, fiziksel SIM ve e-SIM destekli yapısıyla bugüne ayak uydurabilen kapsamlı bir çözümden söz ediyoruz.

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*


Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.