Diablo II Resurrected incelemesi

Blizzard’ın yıllar yıllar önce karşımıza getirdiği bir efsanedir Diablo II. Benim de yaşım epey küçüktü hani, o yüzden bugün için göze kötü gelen grafikleri o gün için muhteşemdi. Zaten çocuklukta oynanan oyunların yeri ayrıdır her zaman, duygusal bir bağ vardır, Diablo II de böyle bir oyundu. Şimdi ise Blizzard Diablo II Resurrected adında oyunun yenilenmiş sürümünü karşımıza getirdi. Ben de yaklaşık 3 haftadır oynadığım oyunda gözüme çarpan noktaları sizlerle paylaşmak istiyorum.

Diablo II Resurrected ilk karşıma çıktığında eski günlere gitmem saniyeler sürdü. Çünkü ilk oyunun dokusu korunmuş, ama göze daha fazla hitap eden bir hale dönüşmüştü. Grafikleri konusunda iki oyun arasındaki farkı görmek için oyundayken G tuşuna basmak gibi bir yol da bulmuşlar. Bu tuşa bastığınız anda oyunun eski sürümüne geçiyorsunuz ve grafikleri gördüğünüzde “yıllarca bu oyunu mu oynamışız” demekten kendinizi alamıyorsunuz.

Özetle grafikleri çok iyi işlenmiş ve elden geçirilmiş. Daha da önemlisi oyunun dinamiklerine hiç müdahale edilmemiş. Bu da oynadığımız oyunun Diablo III’e doğru evrilmesine yol açmamış, ben çok ama çok önemli bir nokta. Örneğin altınların üzerinden geçerken eski oyunda tek tek altınlara dokunmanız gerekiyordu ve altınları bu şekilde toplayabiliyordunuz.

Yeni oyunda ise bunu yapmanıza gerek yok, üzerinden geçmeniz yeterli. Aslında zaman kazandıran bir geliştirme, ama bir yandan da oyunun eskisinde olmayan bir özellik. Olur da bu sizi rahatsız ederse ayarlara girip otomatik altın toplama özelliğini de kapatma şansınız var. Geliştiriciler, bu ince noktayı da düşünmüş anlayacağınız…

Oyunda seçebileceğimiz Necromancer, Amazon ve Barbarian gibi karakter yine aynı şekilde korunmuş. Oyunda aslında hemen hiçbir değişiklik yok, sadece çok daha hoş bir giysi üzerine giydirilmiş ve en baştan oyunu yeniden oynadığınızda eski günleri yad ettiğiniz tatlı bir oyun olmuş.

Oyunun videolarında da bu dokunuşları görüyorsunuz. Diablo II’de yer alan ana ve geçiş videoları, bugünün grafikleriyle yeniden oluşturulmuş ve çok daha etkileyici görünüyor.

Büyüler, silahlar ve çok daha fazlası göze daha hoş geliyor. Oyunu Battle.net üzerinden arkadaşlarınızla ya da hiç tanımadığınız oyuncularla deneyimlemek de mümkün ve oyunda geçirdiğiniz zamanı daha eğlenceli bir hale getiriyor.

Diablo II Resurrected ile ilgili en çok tartışılan konu ise yüksek fiyatı. Blizzard maalesef Türkiye’den hala Euro cinsiden ödeme aldığı için World of Warcraft oyuncusu olan biri olarak belimi bükmüyor değil. Bu açıdan yeni Diablo II de pahalı bir oyun. Ama bu fiyatını hak ediyor mu derseniz, bence evet.

Aradan kaç yıl geçmiş ve bir kez satın alıp uzun yıllar koleksiyonunuzda yer alması gereken bir oyundan söz ediyoruz. Açıkçası buna değer diye düşünüyorum.

Bu arada şunu da belirteyim: Yeni Diablo II bana çok zor geldi. Diablo III’te meğer öyle rahata alışmışız ki Diablo II’nin ne denli zor bir oyun olduğunu unutmuşuz. Hele hele Act II’deki Duriel’i alt edebilmek için kaç kez öldüğümü hatırlamıyorum bile. Envanterde sürekli yer açmak için mücadele etmek, healt ve mana potionları idareli kullanmak, eşyaları bulup altına dönüştürmek ya da giymek çok daha zahmetli.

Ama tüm bunlar Diablo II ruhuna uygun olduğundan şikayetçi değilim ve oyuna göz kırpanlara da şiddetle tavsiye ediyorum. Alın, oynayın, bana hak vereceksiniz.

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*


Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.