
Intel Core Ultra 9 290HX Plus işlemcisi ve RTX 5090’a kadar uzanan ekran kartı seçenekleri sayesinde video kurgu, 3D modelleme, animasyon, yapay zeka uygulamaları ve yazılım geliştirme gibi yoğun iş yüklerinin üstesinden rahatlıkla gelebiliyor. Bana test için gönderilen modelde Intel Core Ultra 9 275HX işlemci ve RTX 5070 Ti ekran kartı var ve bu incelemeyi de bu varyant üzerinden yaptım.
Renk doğruluğu yüksek 240 Hz OLED ekranı, içerik üreticileri için önemli bir avantaj sunarken, uzun pil ömrü de ofis dışında çalışan profesyonelleri memnun edecek seviyede. Aynı zamanda yüksek kare hızları ve güçlü soğutma sistemiyle en yeni zorlu oyunları akıcı şekilde oynamak isteyen oyuncular için de iddialı bir seçenek olarak öne çıkıyor. Kısacası Raider 16 HX, hem iş hem de oyun tarafında taviz vermek istemeyen, tek bir cihazla üst düzey performans arayan kullanıcılara hitap ediyor.
Buraya kadar bu laptopun kimlere hitap ettiğine kısaca değindim. Şimdi bu laptopa derinlemesine bir bakış atalım ve tam olarak bize neler sunuyor, göz atalım.
Tasarım
Raider’ın kalın kasası, gösterişli LED aydınlatmaları ve kapağı üzerindeki grafikler onun bir oyuncu bilgisayarı olduğunu gizlemeye çalışmıyor. Klavyedeki ışık şeridi ile kapaktaki MSI logosu MSI Center uygulaması üzerinden efekt ve renk açısından özelleştirilebiliyor. Bu şekilde tasarım tarafında agresif bir görünüm sunmayı başarıyor ancak bunu abartıya kaçmadan yapıyor. Aydınlatmalar kapalıyken ise, boyutu dışında dikkat çeken çok fazla unsur yok.

Ağırlığı yaklaşık 2,5 kg. Öyle çok ağır diyemem ama elbette business tipi bir laptop da değil bu. Zaten bu laptopun olayı da farklı. O yüzden o 1 kilogrram ve altı ağırlıktaki laptoplarda zaten bunu karşılaştıramayız. Burada incelik ve hafiflikten çok performans bizim için önemli. MSI’ın bu Raider çözümü de bunu bize sağlıyor.
MSI’ın bağlantı seçenekleri oldukça kullanışlı ve portlar kasanın üç farklı tarafına dağıtılmış durumda. Sol tarafta iki adet Thunderbolt 4 (USB-C) bağlantısı ile bir SD kart okuyucu yer alıyor. Sağ tarafta iki adet USB-A 3.2 Gen 2 portu ve kulaklık girişi var. Arka tarafta ise 2,5 Gbps Ethernet portı, HDMI 2.1 yuvası ve bir adet daha USB-A portu mevcut. 280 W gücündeki adaptör, arka tarafta yer alan USB benzeri özel bir bağlantı noktasına takılıyor. Dizüstü bilgisayarın sol kenarında Kensington güvenlik kilidi yuvası bulunuyor.
Bağlantı noktası tarafında görüyorsunuz oldukça zengin bir laptop ve tam olarak bu laptoptan sonuna kadar verim alabilmek için kesinlikle önemli bir nokta.
Klavyedeki RGB ışıklandırmanın üzerinden şu an yüzeysel geçtim ama MSI Center uygulamasından bahsederken bu kısma da ayrıca değineceğim.
Ekran
Oyuncu bilgisayarlarında belki de en önemli bileşenlerden biri ekran. Çünkü ne kadar güçlü bir ekran kartınız olursa olsun, bunu kaliteli bir panelle birleştiremediğiniz sürece tam anlamıyla o performansı hissedemiyorsunuz.
MSI’nın bu laptopu, bu konuda oldukça iddialı bir ekranla geliyor. Bilgisayarda 16 inç büyüklüğünde, QHD+ çözünürlüğe sahip bir panel kullanılıyor. 16:10 görüntü oranı sayesinde klasik 16:9 ekranlara göre dikeyde daha fazla çalışma alanı sunuyor. Özellikle internette gezinirken, kod yazarken ya da video düzenleme gibi profesyonel işlerde bu ekstra alan gerçekten farkını hissettiriyor.

Panel tarafında ise IPS teknolojisi tercih edilmiş. IPS paneller uzun yıllardır özellikle renk doğruluğu ve geniş görüş açılarıyla öne çıkıyor. Raider 16 HX’te kullanılan panel de buna güzel bir örnek. Ekrana farklı açılardan baktığınızda renklerde belirgin bir bozulma yaşanmıyor ve görüntü kalitesi büyük ölçüde korunuyor.
Yenileme hızı tarafında ise 240 Hz gibi oldukça iddialı bir değer sunuluyor. Özellikle Counter-Strike 2, Valorant, Apex Legends gibi rekabetçi oyunlarda yüksek kare hızlarına ulaşabildiğinizde bu 240 Hz panelin avantajını net şekilde hissediyorsunuz. Görüntüler çok daha akıcı oluyor, fare hareketleri daha doğal hissettiriyor ve hızlı sahnelerde bulanıklık minimum seviyeye iniyor.
Renk doğruluğu tarafında da ekran oldukça başarılı. Panel %100 DCI-P3 renk gamını destekliyor. Bu yalnızca oyunlarda canlı ve doygun renkler görmek anlamına gelmiyor; aynı zamanda fotoğraf düzenleme, video kurgu ve grafik tasarım gibi renk doğruluğunun önemli olduğu profesyonel işlerde de güvenle kullanılabileceği anlamına geliyor.
Performans
İnceleme şansı bulduğum MSI Raider 16 HX modelinin kalbinde Intel’in üst seviye mobil işlemcilerinden Core Ultra 9 275HX var. Bu işlemci toplam 24 çekirdeğe sahip. Bunların 8’i yüksek performans çekirdeği, 16’sı ise enerji verimliliği odaklı çekirdeklerden oluşuyor. Maksimum 5.4 GHz saat hızına çıkabilen bu işlemci, özellikle oyun oynarken olduğu kadar video düzenleme, 3D modelleme, yazılım geliştirme ve yapay zeka destekli uygulamalarda da oldukça güçlü bir performans sunuyor.
Intel’in hibrit mimarisi sayesinde işlemci, yaptığınız işe göre çekirdekleri akıllıca yönetebiliyor. Örneğin oyun oynarken performans çekirdekleri devreye girerek en yüksek kare hızlarını hedeflerken, arka planda çalışan uygulamalar enerji verimliliği çekirdeklerinde çalıştırılıyor. Bu sayede hem yüksek performans elde ediliyor hem de sistem kaynakları daha verimli kullanılıyor.

Core Ultra 9 275HX’in en önemli avantajlarından biri de yeni nesil NPU, yani yapay zekâ hızlandırıcısına sahip olması. Yapay zekâ destekli görüntü işleme, gürültü engelleme, canlı altyazı oluşturma ve gelecekte yaygınlaşacak birçok yapay zeka uygulaması bu donanım sayesinde işlemci üzerinde daha verimli çalışabiliyor. NVIDIA’nın RTX 5070 Ti ekran kartındaki Tensor çekirdekleriyle birlikte çalıştığında ise hem yapay zekâ uygulamalarında hem de içerik üretiminde çok daha yüksek performans elde ediliyor.
Bu işlemci, günlük kullanımda internet gezintisinden ofis uygulamalarına kadar her işi fazlasıyla rahatlıkla yerine getiriyor. Ancak asıl gücünü ise yoğun iş yüklerinde gösteriyor. Aynı anda oyun oynayıp yayın yapmak, yüksek çözünürlüklü video render almak veya büyük projeler üzerinde çalışmak gibi senaryolarda masaüstü sınıfına oldukça yakın bir performans sunuyor.
Grafik tarafında NVIDIA’nın yeni nesil Blackwell mimarisi üzerine inşa edilen GeForce RTX 5070 Ti ekran kartı var. Bu ekran kartı 12 GB GDDR7 video belleğiyle geliyor ve 140 Watt’a kadar TGP yani toplam grafik performansı değeriyle çalışabiliyor. Özellikle 2560×1600 çözünürlükte güncel üst seviye oyunları yüksek, hatta ultra grafik ayarlarında rahatlıkla oynatabilecek seviyede bir performans sunuyor.
Bu ekran kartının en önemli avantajlarından biri yalnızca ham performansı değil, beraberinde gelen NVIDIA teknolojileri.

İlk olarak DLSS 4 desteği bulunuyor. DLSS, yapay zekâ yardımıyla oyunu daha düşük çözünürlükte işleyip görüntüyü çok daha yüksek kaliteye yükselten bir teknoloji. Böylece görüntü kalitesini büyük ölçüde korurken FPS değerleri ciddi şekilde artabiliyor.
Yeni nesil RTX 50 serisiyle birlikte gelen Multi Frame Generation yani Çoklu Kare Oluşturma teknolojisi ise DLSS’in bir adım ötesine geçiyor. Yapay zekâ kullanarak mevcut karelerin arasına tamamen yeni kareler oluşturabiliyor. Destekleyen oyunlarda bu sayede kare hızları iki katına, hatta bazı senaryolarda çok daha yüksek seviyelere çıkabiliyor. Özellikle Cyberpunk 2077, Alan Wake 2 ve Black Myth: Wukong gibi ağır grafik isteyen oyunlarda bunun avantajını net şekilde hissediyorsunuz.
RTX 5070 Ti aynı zamanda üçüncü nesle göre geliştirilmiş yeni nesil Ray Tracing performansı sunuyor. Işık yansımaları, gölgeler ve ortam aydınlatmaları çok daha gerçekçi hesaplanırken, DLSS 4 sayesinde ışın izleme açıkken bile yüksek FPS değerlerine ulaşmak mümkün oluyor.
Yapay zekâ tarafında da oldukça güçlü bir kart bu. Ne de olsa NVIDIA’dan bahsediyoruz. Yeni nesil Tensor çekirdekleri sayesinde yaklaşık 992 AI TOPS seviyesinde yapay zekâ işlem gücü sunuyor. Diğer bir deyişle saniyede yaklaşık 992 trilyon yapay zekâ işlemi gerçekleştirebilecek bir performans sunuyor da diyebiliriz.
Başlarda söylemiştim hatırlarsınız. Bu sadece bir gelişmiş bir oyuncu laptopu değil, aynı zamanda profesyonellere de hitap ediyor diye söylemiştim. Bunu şundan söyledim: Bu yalnızca oyunlarda değil; Adobe Premiere Pro, DaVinci Resolve, Blender, Stable Diffusion, NVIDIA ChatRTX ve benzeri yapay zekâ destekli uygulamalarda da önemli performans avantajı sağlıyor.
RTX 5070 Ti’ın bir diğer önemli teknolojisi ise NVIDIA Reflex 2 desteği. Reflex, özellikle rekabetçi oyunlarda sistem gecikmesini azaltarak fare hareketlerinin ekrana daha hızlı yansımasını sağlıyor. Counter-Strike 2, Valorant, Apex Legends ve Call of Duty gibi rekabetçi oyunlarda bu fark hissedilebiliyor.

Video tarafında ise ekran kartı yeni nesil NVENC ve NVDEC medya motorlarını kullanıyor. Bu sayede OBS ile yayın açarken veya 4K video düzenlerken işlemciye çok daha az yük biniyor. Özellikle AV1 kodlama desteği sayesinde hem görüntü kalitesi yükseliyor hem de dosya boyutları küçülebiliyor.
MSI’ın geliştirdiği OverBoost Ultra teknolojisi de sistemin önemli avantajlarından biri. Bu modelde işlemci ile ekran kartı, MSI OverBoost sayesinde birlikte 215 Watt’a kadar toplam güç kullanabiliyor. Yani sistem, işlemci ve ekran kartının güç ihtiyacını anlık olarak yöneterek her iki bileşenin de mümkün olan en yüksek performansta çalışmasını sağlıyor.
Örneğin yoğun olarak işlemciyi kullanan video render veya kod derleme gibi iş yüklerinde güç önceliği işlemciye verilirken, oyunlarda ise ekran kartı daha yüksek güç bütçesi kullanabiliyor. İşlemci ve ekran kartının aynı anda yoğun çalıştığı senaryolarda ise güç, her iki bileşen arasında dinamik olarak paylaştırılıyor. Böylece sistem, gereksiz güç tüketmek yerine ihtiyaç duyulan bileşene öncelik vererek performansı en üst seviyede tutuyor.
Tabii bu kadar yüksek güç aktarımı ancak güçlü bir soğutma sistemiyle mümkün oluyor.
MSI, gelişmiş Intra Flow tasarımı ile yenilenen Cooler Boost soğutma sistemini kullanıyor. Bu sistemin içerisinde üç adet fan, beş adet bakır ısı borusu ve kasanın farklı noktalarına yerleştirilmiş beş farklı hava çıkışı var. Yani işlemci ve ekran kartında oluşan sıcak hava yalnızca arka taraftan değil, birden fazla noktadan dışarı tahliye ediliyor. Böylece kasanın içerisinde sıcak havanın birikmesi büyük ölçüde engelleniyor.
MSI’ın burada kullandığı en önemli yeniliklerden biri ise Intra Flow teknolojisi. Bu sistem, fanların oluşturduğu hava akışını daha verimli yönlendirerek serin havanın doğrudan işlemci ve ekran kartına ulaşmasını sağlıyor. Böylece hem sıcaklıklar daha iyi kontrol altında tutuluyor hem de fanların daha verimli çalışmasına yardımcı oluyor.
Bu soğutma sistemi yalnızca sıcaklıkları düşürmek için değil, performansı uzun süre koruyabilmek için de oldukça önemli. Çünkü oyuncu bilgisayarlarında asıl mesele ilk beş dakikadaki performans değil; bir saat sonra aynı performansı verip veremediği. Sistem yeterince iyi soğutulamazsa işlemci ve ekran kartı kendini korumak için frekanslarını düşürüyor. Bu da termal kısıtlamayı beraberinde getiriyor.
Raider 16 HX ise güçlü soğutma sistemi sayesinde bu durumu büyük ölçüde engelliyor. Uzun oyun seanslarında ya da video render gibi yoğun iş yüklerinde işlemci ve ekran kartı yüksek saat hızlarını koruyabiliyor. Bu da ilk dakikada aldığınız performans ile uzun süre oynadıktan sonraki performans arasında çok daha küçük fark oluşmasını sağlıyor.
Fan sesi tarafında da başarılı bir iş çıkarılmış bence. Günlük kullanımda fanlar çoğu zaman düşük devirde çalışıyor ve neredeyse duyulmuyor. Oyun oynarken ise doğal olarak devir yükseliyor ancak fan sesi yine de rahatsız edici seviyelere ulaşmıyor. İsterseniz MSI Center uygulaması üzerinden fan eğrisini kendiniz ayarlayabilir, maksimum performans için fanları tam hızda çalıştırabilir ya da daha sessiz çalışan özel bir profil oluşturabilirsiniz.

Bu modelde 32 GB DDR5-6400 MHz bellek kullanılıyor. İki adet yuva var ve bu sayede bellek kapasitesi 128 GB’a kadar yükseltilebiliyor.
Depolama tarafında ise 1 TB PCIe Gen4 NVMe SSD bulunuyor. Her ne kadar kutudan PCIe Gen4 SSD ile çıksa da sistemde PCIe Gen5 desteği sunan ikinci bir M.2 yuvası da yer alıyor. Böylece ilerleyen dönemde daha yüksek hızlı bir Gen5 SSD eklemek mümkün.
MSI Center
Konu artık MSI Center’a geldiğine göre, bu yazılımdan da biraz bahsetmek istiyorum. Böylesine güçlü bir bilgisayarın tüm kontrolü MSI Center uygulamasında toplanıyor. Yani bilgisayarı kendi kullanım senaryonuza göre tamamen kişiselleştirebiliyorsunuz.
Örneğin oyun oynayacaksanız Ekstrem Performans modunu açarak işlemci ve ekran kartının en yüksek performansta çalışmasını sağlayabiliyorsunuz. Günlük kullanımda ise Dengeli veya MSI AI Engine moduna geçtiğinizde sistem hem daha sessiz hem de daha verimli çalışıyor. Pilde kullanırken de ECO-Sessiz moduna alarak batarya süresini uzatabiliyorsunuz.
MSI Center’ın en önemli özelliklerinden biri de MUX Switch yönetimi. Buradan bilgisayarı hibrit grafik modunda kullanabiliyorsunuz. İnternette gezerken veya ofis uygulamalarını kullanırken işlemcinin dahili grafik birimi devreye giriyor, oyun açtığınızda ise sistem otomatik olarak RTX 5070 Ti ekran kartına geçiyor. Eğer “Ben her zaman maksimum performans istiyorum” derseniz de yalnızca harici ekran kartını kullanacak şekilde ayarlayabiliyorsunuz.
Bunun dışında biraz önce detaylıca anlattığım MSI OverBoost teknolojisini de yine MSI Center üzerinden yönetebiliyorsunuz.
Fan kontrolü tarafı da oldukça başarılı. İsterseniz yapay zekânın fanları otomatik yönetmesine izin verebilir, isterseniz tamamen manuel moda geçerek kendi fan eğrinizi oluşturabilirsiniz. Örneğin oyun oynarken fanların daha erken devreye girmesini sağlayabilir ya da günlük kullanımda daha sessiz çalışmasını tercih edebilirsiniz.

MSI Center yalnızca performans ayarlarından ibaret değil. Buradan batarya sağlığı yönetimi, sistem güncellemeleri, donanım izleme ve ekranla ilgili bazı ayarları da yapabiliyorsunuz. İşlemci sıcaklığı, ekran kartı sıcaklığı, fan devirleri ve sistem kullanımını anlık olarak takip etmek de mümkün.
Yapay zekâ tarafında ise MSI AI Engine dikkat çekiyor. AI Engine, bilgisayarda ne yaptığınızı analiz ederek performans modlarını otomatik değiştirebiliyor. Örneğin oyun açtığınızda performans moduna geçebiliyor, video düzenleme sırasında işlemciyi ön plana çıkarabiliyor veya pilde çalışırken enerji tasarrufuna odaklanabiliyor. Böylece sürekli ayar değiştirmenize gerek kalmadan sistem kullanım senaryonuza kendisi uyum sağlayabiliyor.
Son olarak renkli klavyesini de anlatayım. 24 bölgeli RGB aydınlatmalı bir klavye kullanılıyor. İsterseniz her bölgeyi farklı renklerle kişiselleştirebilir, hazır efektler arasından seçim yapabilir ya da tamamen kendi aydınlatma profilinizi oluşturabilirsiniz. Oyuncular için hoşuma giden detaylardan biri ise WASD ve yön tuşlarının yarı saydam tasarlanmış olması. Bu sayede diğer tuşlara göre çok daha parlak görünüyor ve özellikle karanlık ortamlarda hangi tuşlara bastığınızı çok daha rahat seçebiliyorsunuz.
Sonuç
MSI Raider 16 HX incelememizin sonuna geldik. Kullandığı Intel Core Ultra 9 275HX işlemcisi, RTX 5070 Ti ekran kartı, 240 Hz QHD+ ekranı, başarılı soğutma sistemi ve yapay zekâ destekli özellikleriyle gerçekten güçlü bir oyuncu bilgisayarı olmuş. Üstelik yalnızca oyun tarafında değil; video düzenleme, 3D modelleme, yazılım geliştirme ve yapay zekâ uygulamaları gibi profesyonel iş yüklerinde de rahatlıkla kullanılabilecek bir performans sunuyor.
Eğer hem uzun yıllar sizi üzmeyecek güçlü bir oyuncu dizüstü bilgisayarı hem de işlerinizi rahatlıkla yapabileceğiniz yüksek performanslı bir mobil iş istasyonu arıyorsanız, MSI Raider 16 HX kesinlikle değerlendirebileceğiniz modellerden biri.

İlk yorum yapan olun